2022'nin Ekim ayında Norveç’te o soğuk havada, Bodo’nun stadında Galatasaray’ın düştüğü durumu izlerken ciddi anlamda utandım. Herkesin dilinde “küçük takım, çıkar geçeriz” muhabbeti vardı ama sahada topa dokunamayan, pas yapamayan bir Galatasaray izledik. O gün takım savunması darmadağın oldu, Bodo/Glimt’in fizik gücüne hiç karşılık veremediler. Özellikle ikinci yarıda Norveçliler neredeyse antrenman yapar gibi oynadı; skor tabelası 3-1’den sonra kopup gitti. Buradan çıkardığım ders: Futbol romantizmine kapılıp “isimle” maç kazanılmıyor. Galatasaray gibi bir camia, Avrupa’da deplasmanda bu kadar dağınık olmamalıydı. O geceye şahit olan herkes, Türk futbolunun neye dönüştüğünü acı şekilde gördü.
00