Bayram artık ziyaret değil, lojistik haline geldi. Daha doğrusu ziyaret etme eyleminin kendisi değişti, ama bunu fark etmek için biraz uzaklaşmak gerekiyor.
Otuz yıl önce bayram demek beş gün boyunca evde olmak demekti. Babam işe gitmez, komşulardan başlayarak tüm akrabaları sırasıyla ziyaret ederdiniz. Yol boyunca sohbet edersiniz, her evde oturup çay içersiniz, çocuklar bahçede oynar, saat kaç olduğu kimse için önemli değildir. Bayram bittiğinde insanlar yorgun ama doygun olurdu. Doygun, çünkü aile ve akraba ilişkisine zaman ayırmışlardır.
Bugün bayram demek WhatsApp mesajı göndermek, saati uydurmak, otobüse binmek. Hangi saatte geleceğini önceden haber verirsin, yoksa yemekler soğumuş olur. Tatilini planlamak gibi, bayram ziyaretini de planlamak zorundayız. Kimse beş gün kalacağını söylemez, çoğu kişi bir günlük program yapar. Bu da ziyareti sıkıştırır, mekanikleştirir. Ankara'dan İstanbul'a gitmek, Gaziantep'te yaşayan akrabalardan haber almak için WhatsApp grubuna bakmak normal hale gelmiş.
Bunun sebebi açık: çalışma hayatı, şehirler arası mesafeler, ev sahibi olmak (bkz: ev sahibi olmak) yerine kirada yaşamak. Eski bayramlarda ziyaret sosyal bir zorunluluktu ve aynı zamanda bir lüksü. Bugün lüks değil ama zorunluluk kalması zor. Çünkü zorunluluk için zaman gerekir, zaman gerekir ama kimlerde var ki zaman?
Paradoks şu: insanlar bu durumu sorun olarak görüyor ama çözümü yok. Çünkü çözüm, yaşadığımız sistemi değiştirmek demek. Daha az çalışmak, daha yakında yaşamak, şehirden gelmek. Bunları kimse yapmayacak, ekonomi buna izin vermiyor.
Yani bayram ziyaretleri değişmedi. Bizim yaşamımız değişti, bayram da onunla beraber gitti.
Otuz yıl önce bayram demek beş gün boyunca evde olmak demekti. Babam işe gitmez, komşulardan başlayarak tüm akrabaları sırasıyla ziyaret ederdiniz. Yol boyunca sohbet edersiniz, her evde oturup çay içersiniz, çocuklar bahçede oynar, saat kaç olduğu kimse için önemli değildir. Bayram bittiğinde insanlar yorgun ama doygun olurdu. Doygun, çünkü aile ve akraba ilişkisine zaman ayırmışlardır.
Bugün bayram demek WhatsApp mesajı göndermek, saati uydurmak, otobüse binmek. Hangi saatte geleceğini önceden haber verirsin, yoksa yemekler soğumuş olur. Tatilini planlamak gibi, bayram ziyaretini de planlamak zorundayız. Kimse beş gün kalacağını söylemez, çoğu kişi bir günlük program yapar. Bu da ziyareti sıkıştırır, mekanikleştirir. Ankara'dan İstanbul'a gitmek, Gaziantep'te yaşayan akrabalardan haber almak için WhatsApp grubuna bakmak normal hale gelmiş.
Bunun sebebi açık: çalışma hayatı, şehirler arası mesafeler, ev sahibi olmak (bkz: ev sahibi olmak) yerine kirada yaşamak. Eski bayramlarda ziyaret sosyal bir zorunluluktu ve aynı zamanda bir lüksü. Bugün lüks değil ama zorunluluk kalması zor. Çünkü zorunluluk için zaman gerekir, zaman gerekir ama kimlerde var ki zaman?
Paradoks şu: insanlar bu durumu sorun olarak görüyor ama çözümü yok. Çünkü çözüm, yaşadığımız sistemi değiştirmek demek. Daha az çalışmak, daha yakında yaşamak, şehirden gelmek. Bunları kimse yapmayacak, ekonomi buna izin vermiyor.
Yani bayram ziyaretleri değişmedi. Bizim yaşamımız değişti, bayram da onunla beraber gitti.
00