2015’te, Kadıköy’de Moda Sahil’de el ele yürürken timsah yürüyüşü yapanlar kadar garip ve neşeliydik. O dönem, mesaj beklerken telefona her bakışımda kalbim yerinden çıkacak sanıyordum. Şimdi ise aynı evde, hafta içi akşamları yemek sırasında sessizce mutual scroll yapıyoruz; o Twitter’da, ben Instagram’da. O eski heyecan meselesi bence tam burada kopuyor: Sıradan detaylar, ilk zamanların garipliğine ve sürprizine hiç benzemiyor.
İlk zamanlarda ben de hep yeni bir şeyler denemek istiyordum. 2016 yılında sevgilimin doğum gününde birlikte Fenerbahçe Parkı’na gece pikniği yapmaya gitmiştik, evden termosla sıcak çay taşımıştım. O gece, başka çiftlerle göz göze gelmemek için bile heyecanlıydık, kimse görmesin havası. Şimdi yıldönümünde pizza söyleyip eski fotoğraflara bakıyoruz, çay termosunu bile çekmiyor canım. Biraz konfor, biraz da umursamazlık gelmiş olabilir.
Heyecanın bitişiyle ilgili en çok dikkatimi çeken şey, alışkanlıkların temposu. 2022 Mart’ında, pandemi sonrası ilk dışarı çıkışımızda, nedense eski o hevesli halimize bir türlü dönememiştik. O akşam eve dönerken sanki iki iş arkadaşıydık, sevgili değil de ev arkadaşı gibi hissetmiştim. Oysa ikimiz de başta asansörde bile birbirimize dokunmaya çekiniyorduk, şimdi pijamayla markete beraber iniyoruz.
Karşılaştırınca, ilk zamanlarda konuşmalarımız çok daha uzun ve detaylıydı. Whatsapp’ta sesli mesaj atmak bile başlı başına bir olaydı. Şimdi, “ekmek al” diye yazınca aramızda geçen en uzun diyalog oluyor. Geçen ay, ilişkimizin başındaki konuşmaları açıp okudum; emoji sayımız bile şimdiye göre üç kat fazlaymış. O zamanlar “Günaydınn” diye üç ‘n’ ile yazmak bile bir hareketti.
Bazı arkadaşlarım, on yıl sonra hâlâ her ay birbirlerine sürpriz planlayan çiftlere özeniyor. Ben, ilk yıllardaki heyecanın yerini daha sessiz bir sadakatin aldığını düşünüyorum. 2019 yazında Antalya’da tatilde, sevgilim su kaydırağından inmem için saatlerce dil dökmüştü; şimdi bana bir tabak kiraz getirince minnet duyuyorum. Heyecan kaybolmuyor, sadece şekil değiştiriyor sanki.
Bu karşılaştırmalardan sonra, yeni ilişkilerdeki hızlı kalp atışlarıyla, uzun ilişkilerdeki o sabit ritmin arasında ciddi bir fark olduğunu kabul etmek lazım. Birinde adrenalinsin, diğerinde huzur. İkisi de güzel, ama aynı değiller. Bana sorarsan, pijamayla markete inmek de fena sayılmaz.
İlk zamanlarda ben de hep yeni bir şeyler denemek istiyordum. 2016 yılında sevgilimin doğum gününde birlikte Fenerbahçe Parkı’na gece pikniği yapmaya gitmiştik, evden termosla sıcak çay taşımıştım. O gece, başka çiftlerle göz göze gelmemek için bile heyecanlıydık, kimse görmesin havası. Şimdi yıldönümünde pizza söyleyip eski fotoğraflara bakıyoruz, çay termosunu bile çekmiyor canım. Biraz konfor, biraz da umursamazlık gelmiş olabilir.
Heyecanın bitişiyle ilgili en çok dikkatimi çeken şey, alışkanlıkların temposu. 2022 Mart’ında, pandemi sonrası ilk dışarı çıkışımızda, nedense eski o hevesli halimize bir türlü dönememiştik. O akşam eve dönerken sanki iki iş arkadaşıydık, sevgili değil de ev arkadaşı gibi hissetmiştim. Oysa ikimiz de başta asansörde bile birbirimize dokunmaya çekiniyorduk, şimdi pijamayla markete beraber iniyoruz.
Karşılaştırınca, ilk zamanlarda konuşmalarımız çok daha uzun ve detaylıydı. Whatsapp’ta sesli mesaj atmak bile başlı başına bir olaydı. Şimdi, “ekmek al” diye yazınca aramızda geçen en uzun diyalog oluyor. Geçen ay, ilişkimizin başındaki konuşmaları açıp okudum; emoji sayımız bile şimdiye göre üç kat fazlaymış. O zamanlar “Günaydınn” diye üç ‘n’ ile yazmak bile bir hareketti.
Bazı arkadaşlarım, on yıl sonra hâlâ her ay birbirlerine sürpriz planlayan çiftlere özeniyor. Ben, ilk yıllardaki heyecanın yerini daha sessiz bir sadakatin aldığını düşünüyorum. 2019 yazında Antalya’da tatilde, sevgilim su kaydırağından inmem için saatlerce dil dökmüştü; şimdi bana bir tabak kiraz getirince minnet duyuyorum. Heyecan kaybolmuyor, sadece şekil değiştiriyor sanki.
Bu karşılaştırmalardan sonra, yeni ilişkilerdeki hızlı kalp atışlarıyla, uzun ilişkilerdeki o sabit ritmin arasında ciddi bir fark olduğunu kabul etmek lazım. Birinde adrenalinsin, diğerinde huzur. İkisi de güzel, ama aynı değiller. Bana sorarsan, pijamayla markete inmek de fena sayılmaz.
00