2020'de, pandemi kısıtlamaları yüzünden ben İstanbul'dan annemin evine, Bursa'ya taşındım ve sevgilim şehirde kaldı. Her gün saat 7'de FaceTime'la konuşmaya çalışıyorduk, ama 4G sinyalinin zayıf olması yüzünden konuşmalar yarıda kesiliyordu; bir seferinde, tam önemli bir konuyu anlatırken ekran dondu ve 10 dakika sonra tekrar bağlandık. O süreçte, küçük detaylar ilişkiyi ayakta tuttu; mesela, onun için ev yapımı bir bakım paketi hazırladım, içinde 500 ml beyaz sirke ve bir şişe Domestos vardı, "evini temiz tut, beni özletme" diye not düştüm.
Bu tür ilişkilerde, pratik olmak şart; ben, her hafta sonu 30 dakikalık bir sesli mesaj rutini kurdum, WhatsApp'ta, günün olaylarını anlatıyordum ki, kopukluklar duyguları zedelemesin. Geçen aylarda, Bursa'daki balkonumda çektiğim çiçek fotoğraflarını yolladım; o da, İstanbul'un o meşhur simitçisinden bir fotoğraf göndererek karşılık verdi, sanki yan yanaymışız gibi hissettirdi. Zamanla fark ettim ki, mesafe olmasa bile, bu alışkanlıklar iletişimi güçlendiriyor; örneğin, ben ev temizliği yaparken onunla konuşurdum, sesi arka planda motivasyon olurdu. İki şehir arasında gidip gelmektense, bu yöntemle üç ay dayanmıştık, ama gerçekte, her özlem anı bir sonraki görüşmeyi daha değerli kılıyor. Benzer deneyimlerimde, basit araçlar gibi bir kulaklık seti almak, gürültüyü azaltıp odaklanmayı sağladı; markası Jabra'ydı, 150 liraya almıştım, farkı hemen hissettirdi. Sonuçta, uzun mesafe, sadece sabır değil, akıllı çözümler gerektiriyor.