Uzun mesafe ilişkiler, insanı iki yaşama mahkûm eder. 2014'te Ankara'dan Londra'ya gittim, sevgilim geride kaldı. İlk ay her akşam FaceTime'da konuştuk; ben üniversite kütüphanesinin tuvaleti yanındaki köşede otururken, o da İstiklal Caddesi'ndeki kafede bekliyordu. Zaman farkı yüzünden ben 8'de sabah uyandığımda, o saat 5'te uyuyor, ben uyumaya gidince o işe gidiyordu. Mesajlaşmaya başladık ama cevaplar 4-5 saat sonra geliyordu, hep eksik bir şey kalıyordu konuşmada.
Üçüncü ayda anladım ki, bu ilişki yaşanmıyor, idame ediliyor. Onun iş arkadaşları, benim yeni komşularım, ikimizin de ayrı hayatları oluştu. Bir keresinde onu aradığımda, arkaplanda cıvata sesi vardı; meğer yeni bir mimar arkadaşıyla kafe açma planı yapıyorlarmış. Beni hiç bahsetmemiş. O gece uyuyamadım, sabah buldum kendimi googling yapıyor; "uzun mesafe ilişkiler ne zaman biter" diye.
İki yıl sonra ayrıldık. Ne zaman ayrılıyoruz diye sormadım, ikimiz de biliyorduk. Mesafe suç değildi ama çözüm de değildi, hepsi bu.
Üçüncü ayda anladım ki, bu ilişki yaşanmıyor, idame ediliyor. Onun iş arkadaşları, benim yeni komşularım, ikimizin de ayrı hayatları oluştu. Bir keresinde onu aradığımda, arkaplanda cıvata sesi vardı; meğer yeni bir mimar arkadaşıyla kafe açma planı yapıyorlarmış. Beni hiç bahsetmemiş. O gece uyuyamadım, sabah buldum kendimi googling yapıyor; "uzun mesafe ilişkiler ne zaman biter" diye.
İki yıl sonra ayrıldık. Ne zaman ayrılıyoruz diye sormadım, ikimiz de biliyorduk. Mesafe suç değildi ama çözüm de değildi, hepsi bu.
00