Eskiden, 1950'lerdeki gibi, tarihi romanlar Türkiye'de entelektüel bir kaçış kapısıydı; mesela Reşat Nuri Güntekin'in eserleri, dönemin siyasi kargaşasında milyonlarca satarak kültürel bir kimlik oluşturmuştu. Bugün, 2026'da ise bu tür, Netflix dizilerinden uyarlanan hızlı üretimlere dönüştü; örneğin, son beş yılda Diriliş Ertuğrul temalı romanların satışları yüzde 300 artmış olsa da, çoğu sığ ve ticari görünüyor. Benim gözlemim, bu değişimin okurları yüzeysel bilgiye alıştırması; geçen yıl İstanbul Kitap Fuarı'nda, benzer romanların standlarında uzun kuyruklar oluşurken, klasiklere ilgi sıfıra yakındı. Bu trend, tarihi gerçekleri çarpıtan bir popülizmi besliyor ve genç nesli, örneğin Osmanlının sadece kahramanlık efsaneleriyle tanıştırıyor. Sonuçta, popülerlik kazandı ama derinlik kaybetti; eğer devam ederse, gerçek tarih yazımını tamamen gölgede bırakacak. Bu yüzden, kaliteli yazarları teşvik etmek şart.