2019’a kadar masa, sandalye, bir de laptop yetiyordu bana. Hatta İzmir’de öğrenciyken mutfak masasının üzerinde, çaydanlığın hemen yanında proje yazdığım günler vardı. Şimdi, 2026’da, evde çalışmak resmen bir mühendislik işi oldu. Pandemiyle beraber herkes bir anda evden çalışmaya geçince, olay tamamen değişti.
Artık evde çalışacaksam, önce yer seçiyorum. Evin en ışık alan yerini bulmak şart. Karanlık köşede, gölgede laptop açınca on dakikada mod düşüyor. İstanbul’da kirada oturuyorum, salonun en köşe camı bu iş için ideal oldu. Sabah dokuzda gelen güneş, öğlene kadar enerji veriyor.
Masa çok önemli. Başlarda IKEA’dan 200 liralık masa almıştım, iki ayda yamuldu. Şimdi 2024’te aldığım, ayarlanabilir yüksekliği olan, sağlam bir masa var. Sandalye zaten apayrı bir mevzu. Bel fıtığına davetiye çıkarmamak için, geçen sene büyük konuşup 4.000 liralık ergonomik bir model aldım. Her kuruşuna değdi, üç saat oturunca bile sırt ağrısı yok.
Dağınıklık moral bozuyor. Masada sadece bilgisayar, su şişesi, minik bir defter ve bir tane kaktüs var. Gereksiz evrak, kalem, eski kahve bardakları direkt çöp. Her sabah oturmadan önce masayı şöyle bir silmek iyi geliyor. Şehir tozu insafsız, insan farkında olmadan klavyede çay lekesiyle yaşıyor.