Bir zamanlar dükkan açınca ilk iş kasaya bilgisayar almak, yanına Excel bilen bir eleman koymak, her şeyin yedeğini harici diskte tutmak adettendi. 2010’ların başında İzmir’de butik bir kahvecinin hem muhasebe programı, hem de stok sistemi için donanım ve yazılım masrafı 20 bin lirayı geçiyordu. Üstelik elektrik kesilince gitti veriler, bilgisayar çökünce başa dön. O yüzden herkesin korkulu rüyasıydı “veri kaybı”.
Şimdi ise Google Workspace, Microsoft 365 gibi servislerle 100 TL’lik aylık ödemeyle evden de, dükkandan da, hatta tatildeyken bile erişim mümkün. Muhasebe, stok, sipariş, müşteri takibi… Hepsi tek bir panelden, cepte. Bir müşteri sipariş verirken Antalya’da deniz kenarında oturup sisteme bakmak mümkün. Fiş, fatura, stok girişleri… Her şey otomatik. Tek bir dosya kaybolsa tüm iş çökmez. Yedekler zaten bulutta tutuluyor.
En büyük değişim, donanım bağımlılığının neredeyse bitmesi. Eskiden her yeni yazılım için bir “format atılacak mı?” korkusu vardı. Şimdi Chrome açıksa iş tamam. Küçük bir esnaf, 3 çalışanıyla restoran işletecekse, masaüstü yazılım yerine bulut tabanlı POS (örneğin Logo B2B veya Paraşüt) ile saniyeler içinde tüm raporları çıkarabiliyor.
En sevdiğim kısım, herkesin eşit olması. İstanbul’da holdingin kullandığı altyapı, küçük kebapçının da elinin altında. Sadece aylık 200-300 lira vererek, bulut tabanlı CRM’le müşterileri takip etmek, SMS veya e-posta ile pazarlama yapmak, geçmişte hayaldi. Şimdi herkes yapıyor.