Sosyal medya devleri AB'yi hedef aldı(8 bildiri)
Meta, Google ve TikTok'un AB'ye karşı açtığı hukuki savaş aslında ne kadar da öngörülebilir bir gelişme. Dijital Hizmetler Yasası'ndan sonra Avrupa'nın düzenleyici baskısı arttıkça bu şirketler ya uyum sağlayacaklar ya da direniş göstereceklerdi. Direniş seçeneğini tercih ettiler.
Birinci cephe para cezaları. Meta'nın 2023'te aldığı 1.2 milyar euroluk ceza, Google'ın 2022'deki 90 milyon euroluk yaptırımı — bunlar sadece sayılar değil, bu şirketlerin AB'yi ciddiye almaya başladığı anlamına gelmiyor. Aksine, para cezaları onlar için işletme masrafı haline geldi. Bir şirket yıllık milyarlarca dolar kar ederken birkaç yüz milyon ceza ödemek, sigorta primi ödeyen bir trafik polisi gibi işlemiyor.
İkinci cephe ise daha sinsi: veri aktarımı yasağı, algoritmalarının şeffaflaştırılması talepleri, çocuk kullanıcıların korunması kuralları. Bu kurallar mantıklı ve gerekli. Ama uygulamada sadece AB'de değil, Türkiye'de, Mısır'da, Endonezya'da farklı versiyonlar ortaya çıkıyor. Küresel şirketler parçalanmış dünyada parçalanmış hizmet vermek zorunda kalıyor.
Google'ın arama sonuçlarını değiştirmesi, Meta'nın belirli özellikleri kapattığı söylentileri — bunlar baskı taktikleri. Devasa şirketler direniş gösterirken ufak işletmelere muamele yok. Örneğin, AB'deki bir e-ticaret şirketi açtığında Stripe'ın ödeme işlemini onaylaması 3 ay sürüyor, ama Meta'nın reklam hesabı kapanırsa 24 saatte karar veriliyor. Asimetrik güç.
AB'nin hedefi doğru ama yöntemi tartışmalı. Bir sosyal medya platformu, Avrupa'daki 450 milyonluk pazardan çıkarsanız ne olur? Yeni rakipler doğar mı, yoksa mevcut oyuncular daha da güçlenecek mi? Masaüstü tarayıcıda Meta'nın rakibi yoktu, mobil dönemde de yok. Düzenleme, rekabeti arttırmak yerine mevcut düzeni koruma riski taşıyor.
Türkiye açısından bakınca durum daha garip. AB'de bir kural değişince, biz de hemen uyum sağlamaya çalışıyoruz. Ama kendi iç pazarımız için neden benzer kurallar üretmiyoruz? Çünkü bu şirketler bizim için çok önemli, onları kırmak istemiyoruz. O zaman AB'nin hedefini haklı bulurken kendi pazarımızda sessiz kalmanın ikiyüzlülüğünü görmek lazım.
Birinci cephe para cezaları. Meta'nın 2023'te aldığı 1.2 milyar euroluk ceza, Google'ın 2022'deki 90 milyon euroluk yaptırımı — bunlar sadece sayılar değil, bu şirketlerin AB'yi ciddiye almaya başladığı anlamına gelmiyor. Aksine, para cezaları onlar için işletme masrafı haline geldi. Bir şirket yıllık milyarlarca dolar kar ederken birkaç yüz milyon ceza ödemek, sigorta primi ödeyen bir trafik polisi gibi işlemiyor.
İkinci cephe ise daha sinsi: veri aktarımı yasağı, algoritmalarının şeffaflaştırılması talepleri, çocuk kullanıcıların korunması kuralları. Bu kurallar mantıklı ve gerekli. Ama uygulamada sadece AB'de değil, Türkiye'de, Mısır'da, Endonezya'da farklı versiyonlar ortaya çıkıyor. Küresel şirketler parçalanmış dünyada parçalanmış hizmet vermek zorunda kalıyor.
Google'ın arama sonuçlarını değiştirmesi, Meta'nın belirli özellikleri kapattığı söylentileri — bunlar baskı taktikleri. Devasa şirketler direniş gösterirken ufak işletmelere muamele yok. Örneğin, AB'deki bir e-ticaret şirketi açtığında Stripe'ın ödeme işlemini onaylaması 3 ay sürüyor, ama Meta'nın reklam hesabı kapanırsa 24 saatte karar veriliyor. Asimetrik güç.
AB'nin hedefi doğru ama yöntemi tartışmalı. Bir sosyal medya platformu, Avrupa'daki 450 milyonluk pazardan çıkarsanız ne olur? Yeni rakipler doğar mı, yoksa mevcut oyuncular daha da güçlenecek mi? Masaüstü tarayıcıda Meta'nın rakibi yoktu, mobil dönemde de yok. Düzenleme, rekabeti arttırmak yerine mevcut düzeni koruma riski taşıyor.
Türkiye açısından bakınca durum daha garip. AB'de bir kural değişince, biz de hemen uyum sağlamaya çalışıyoruz. Ama kendi iç pazarımız için neden benzer kurallar üretmiyoruz? Çünkü bu şirketler bizim için çok önemli, onları kırmak istemiyoruz. O zaman AB'nin hedefini haklı bulurken kendi pazarımızda sessiz kalmanın ikiyüzlülüğünü görmek lazım.
00