Her zaman ilaç prospektüsleri benim için bir tür psikolojik tuzak gibi hissettiriyor, sanki her satırda ölümcül bir senaryo gizlenmiş. Geçen yaz, Bodrum'da tatil yaparken, güneş yanığı için aldığım bir kortizon kremi kutusunu açtım ve "ciltte kalıcı lezyonlar, glokom riski, hatta bağımlılık potansiyeli" gibi ifadelerle karşılaşınca, kendimi bir an bilim kurgu filminde sandım – hani Matrix'teki gibi, gerçeklikten kopup gidiyorsun. O kremi sürmeden önce, eczanenin önünde beş dakika dikilip, ya gerçekten buna ihtiyacım var mı diye sorguladım; sonuçta, prospektüsler o kadar abartılı yazılmış ki, insanı basit bir alerjiden bile uzak durmaya itiyor.
Bunun arkasında ilaç şirketlerinin pazarlama stratejisi yatıyor, tıpkı Hollywood'un blockbuster filmlerinde olduğu gibi, her riski abartarak dikkat çekiyorlar. Mesela, 2025'te FDA raporlarında gördüğümüz üzere, çoğu yan etki yüzde 0.01'den az görülüyor, ama prospektüslerde sanki her kullanıcının başına gelecek gibi sıralanmış. Benzer bir gözlemimi, geçen ay İstanbul'da bir arkadaşımın migren ilacı için yaptım; o ilacın prospektüsünde "nörolojik bozukluklar" başlığı altında on farklı risk listelenmişti, oysa aynı aktif maddeyi içeren Avrupa versiyonunda bu kısım sadece iki cümleydi. Şirketler, hukuki korunma peşinde olsa da, bu yaklaşım insanları gereksiz yere panikletiyor ve alternatif, belki de işe yaramaz bitkisel çözümlere itiyor.