Dün akşam Kadıköy’de maçı izlerken tribünün sesi üçüncü golden sonra bile düşmedi, çünkü herkesin gözü aynı adamdaydı. Nene topu her ayağına alışında oyunun ritmini değiştirdi; boş koşu attı, duvar oldu, bir de üstüne skora doğrudan dokundu. Türkiye’de yaşı ilerlemiş oyuncuya karşı refleks hep aynıdır, “ismi var kendi yok” denir; ben bu ezberi tembel buluyorum. Adam doğru yerde durmayı biliyorsa, iki pas arasında kararını yarım saniye erken veriyorsa yaş tabelada kalıyor.
Fenerbahçe’nin farklı kazanması tek başına coşku işi değildi, yerleşim de düzgündü. Özellikle ikinci yarıda çizgiye basan kanatla merkezdeki bağlantı hiç kopmadı, bu da rakibi 15-20 metrelik dar alana hapsetti. 17 Mart 2026 gibi bir tarihte hâlâ sadece koşu mesafesine bakıp futbol yorumlayanlara da küçük bir not: bazı oyuncu maçı kilometreyle değil, akılla ezer. Nene tam onu yaptı.
Fenerbahçe’nin farklı kazanması tek başına coşku işi değildi, yerleşim de düzgündü. Özellikle ikinci yarıda çizgiye basan kanatla merkezdeki bağlantı hiç kopmadı, bu da rakibi 15-20 metrelik dar alana hapsetti. 17 Mart 2026 gibi bir tarihte hâlâ sadece koşu mesafesine bakıp futbol yorumlayanlara da küçük bir not: bazı oyuncu maçı kilometreyle değil, akılla ezer. Nene tam onu yaptı.