"Ateş çukuru" metaforu tam da burada işliyor: bölgede yaşanan çatışmalar Türkiye'nin güvenlik hesaplarını direkt etkiliyor, ama Ankara'nın bu konuda ne kadar etki alanı var sorusu açık. Son haftalardaki açıklamalar, dış politikada "müdahale etmeme" ile "tehdit algısı yönetimi" arasında gidip gelen bir tutum yansıtıyor. Devlet söylemi güvenlik kaygılarını vurgularken, asıl mekanizmaların (ittifaklar, silah desteği, bölgesel oyunlar) ne ölçüde kontrol altında olduğu muğlak kalıyor. "Birinci öncelik" ifadesi bir çıkmazı da ortaya koymaktadır: hem uzak durmak hem de tehdit görmek aynı anda mümkün mü?
00