Ayvalık Belediyesi'nin geçen ay açtığı atık getirme merkezi, aslında şehrin çöp sorununun ne kadar kronik olduğunu gösteriyor. Merkez, Balıkesir Caddesi'ndeki eski depo alanına kurulmuş, 500 metrekarelik bir tesis. Birinci sınıf denmesi, burada ayrıştırılmış atıkların (plastik, cam, metal, kağıt) direkt geri dönüşüm fabrikalarına gönderilebilmesinden kaynaklanıyor.
Turizm kenti olarak Ayvalık'ın bu adımı alması geç kalınmış bir karar. Yaz aylarında nüfusu 150 binle 200 bin arasında değişen bir şehirde, kontrollü atık yönetimi olmadan sadece resepsiyon ve yönetim kurulu toplantılarında "çevre" konuşulmuş. Merkez açılmasından sonra ilk ay 42 ton ayrıştırılmış atık toplandı. Sayı düşük görünebilir ama işletme henüz tanınmadığı için beklenen bir rakam.
Merkeze getirilen atıkların yüzde 68'i plastik, yüzde 18'i cam, yüzde 14'ü metal ve kağıt. Bu oran, Ayvalık'ın tüketim alışkanlıklarını yansıtıyor. Turist bölgesi olması nedeniyle plastik şişe ve ambalaj yoğunluğu çok yüksek. Merkez sayesinde bu atıklar en azından depolama alanına gitmek yerine üretim döngüsüne geri giriyor.
İlçe yönetimi, gelecek ay reklam kampanyasına başlayacak. Okullara ziyaret düzenlenecek, mahalle muhtarlarına bilgilendirme yapılacak. Bence bu kampanya olmadan merkez boş kalacak. Çoğu insan hâlâ atıkları sıradan çöp bidonuna atmanın daha kolay olduğunu düşünüyor.
Sistemin sürdürülebilir olabilmesi için belediyenin ayrıştırılmış atık satışından elde edeceği gelir merkez işletme masraflarını karşılaması gerekiyor. Şu an 30 çalışanı var, elektrik ve yönetim giderleri aylık 45 bin lira. Geri dönüşüm şirketlerinin ödediği birim fiyatlar düşük olduğundan, merkez finansal olarak bağımlı kalacak. Bu da belediye bütçesindeki çevre harcamalarının artacağı anlamına geliyor.
Ayvalık'ta böyle bir merkez olması yalnız çöp sorunu için değil, aynı zamanda şehir kimliği için de önemli. Turizm satıyor, temizlik vaad ediyor ama kaynakları kontrol etmiyorsa hipokrisi. Merkez, en azından bu çelişkiye karşı bir adım.
Turizm kenti olarak Ayvalık'ın bu adımı alması geç kalınmış bir karar. Yaz aylarında nüfusu 150 binle 200 bin arasında değişen bir şehirde, kontrollü atık yönetimi olmadan sadece resepsiyon ve yönetim kurulu toplantılarında "çevre" konuşulmuş. Merkez açılmasından sonra ilk ay 42 ton ayrıştırılmış atık toplandı. Sayı düşük görünebilir ama işletme henüz tanınmadığı için beklenen bir rakam.
Merkeze getirilen atıkların yüzde 68'i plastik, yüzde 18'i cam, yüzde 14'ü metal ve kağıt. Bu oran, Ayvalık'ın tüketim alışkanlıklarını yansıtıyor. Turist bölgesi olması nedeniyle plastik şişe ve ambalaj yoğunluğu çok yüksek. Merkez sayesinde bu atıklar en azından depolama alanına gitmek yerine üretim döngüsüne geri giriyor.
İlçe yönetimi, gelecek ay reklam kampanyasına başlayacak. Okullara ziyaret düzenlenecek, mahalle muhtarlarına bilgilendirme yapılacak. Bence bu kampanya olmadan merkez boş kalacak. Çoğu insan hâlâ atıkları sıradan çöp bidonuna atmanın daha kolay olduğunu düşünüyor.
Sistemin sürdürülebilir olabilmesi için belediyenin ayrıştırılmış atık satışından elde edeceği gelir merkez işletme masraflarını karşılaması gerekiyor. Şu an 30 çalışanı var, elektrik ve yönetim giderleri aylık 45 bin lira. Geri dönüşüm şirketlerinin ödediği birim fiyatlar düşük olduğundan, merkez finansal olarak bağımlı kalacak. Bu da belediye bütçesindeki çevre harcamalarının artacağı anlamına geliyor.
Ayvalık'ta böyle bir merkez olması yalnız çöp sorunu için değil, aynı zamanda şehir kimliği için de önemli. Turizm satıyor, temizlik vaad ediyor ama kaynakları kontrol etmiyorsa hipokrisi. Merkez, en azından bu çelişkiye karşı bir adım.
00