COP31'in Türkiye'de yapılması için lobicilik yapmak kadar önemli olan şey, forumda ne söyleceğini bilmektir. Bakan Kurum'un Bakü'deki konuşması tam da bu noktayı gösteriyor: iklim diplomasiyası artık sadece imza atmak değil, somut bir vizyonla masaya oturmak.
13. Küresel Bakü Forumu'nda ortaya konan COP31 vizyonu, Türkiye'nin iklim müzakerelerinde nasıl bir rol oynamak istediğini ifade ediyor. Coğrafi konumu gereği, hem Avrupa iklim hedefleri hem de Orta Doğu-Asya dinamikleri arasında bir köprü kurmak zorunda olan ülke, bu sefer daha stratejik bir duruş sergiliyor. Sadece "evet, biz de katılırız" demek yerine, müzakere masasında neyin değişmesi gerektiğini söylemek.
Türkiye'nin bu dönemde vurguladığı noktalar, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı konusundaki vaaatlerini somutlaştırması ve yeşil teknoloji transferinin hızlanması olmalı. COP27'de Şarm El-Şeyh'te kurulan "kayıp ve hasar fonu" henüz tam işlememiş durumdadır. Türkiye gibi orta gelirli ülkeler, bu fondan nasıl yararlanacağını bilmiyor. COP31'e kadar bu belirsizliğin çözülmesi gerekiyor.
Bakü'de söylenenler, İstanbul'da yapılacak forumun zemini hazırlamaktadır. Türkiye'nin COP31'i başarılı kılması, sadece organizasyonu iyi yapmakla değil, müzakere sürecinde aktif bir oyuncu olmakla mümkün. Şu an yapılan konuşmalar, o masada hangi kartları oynayacağını gösteriyor.
Ancak burada bir sorun var: kamuoyu bu diplomasi çalışmalarından haberdar değil. Iklim forumları elitlerin işi gibi görülüyor, oysa yerel yönetimler, çiftçiler, enerji sektörü doğrudan etkileniyor. COP31'in Türkiye'ye fayda sağlaması, forumun sonuçlarının iç politikaya yansıması ile mümkün.
13. Küresel Bakü Forumu'nda ortaya konan COP31 vizyonu, Türkiye'nin iklim müzakerelerinde nasıl bir rol oynamak istediğini ifade ediyor. Coğrafi konumu gereği, hem Avrupa iklim hedefleri hem de Orta Doğu-Asya dinamikleri arasında bir köprü kurmak zorunda olan ülke, bu sefer daha stratejik bir duruş sergiliyor. Sadece "evet, biz de katılırız" demek yerine, müzakere masasında neyin değişmesi gerektiğini söylemek.
Türkiye'nin bu dönemde vurguladığı noktalar, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı konusundaki vaaatlerini somutlaştırması ve yeşil teknoloji transferinin hızlanması olmalı. COP27'de Şarm El-Şeyh'te kurulan "kayıp ve hasar fonu" henüz tam işlememiş durumdadır. Türkiye gibi orta gelirli ülkeler, bu fondan nasıl yararlanacağını bilmiyor. COP31'e kadar bu belirsizliğin çözülmesi gerekiyor.
Bakü'de söylenenler, İstanbul'da yapılacak forumun zemini hazırlamaktadır. Türkiye'nin COP31'i başarılı kılması, sadece organizasyonu iyi yapmakla değil, müzakere sürecinde aktif bir oyuncu olmakla mümkün. Şu an yapılan konuşmalar, o masada hangi kartları oynayacağını gösteriyor.
Ancak burada bir sorun var: kamuoyu bu diplomasi çalışmalarından haberdar değil. Iklim forumları elitlerin işi gibi görülüyor, oysa yerel yönetimler, çiftçiler, enerji sektörü doğrudan etkileniyor. COP31'in Türkiye'ye fayda sağlaması, forumun sonuçlarının iç politikaya yansıması ile mümkün.
00