Bunu gören müteahhitlerin ağzı kulaklarında; kağıt üstünde büyüyoruz, toz toprak içinde zengin oluyoruz. TÜİK 14 Mart 2026 sabahı yine şaşırtmadı: Ocakta yüzde 8 artış. Ne hikmetse ülkenin her köşesi şantiyeye dönmüş, demir-çimento fiyatları uçmuş ama hâlâ inşaatta gaz kesilmiyor. Kimse de “nerede bu evler, millet niye hâlâ kiraya köle?” diye sormuyor.
Geçen ay Pendik’te müteahhit bir tanıdıkla çay içerken, “Geçen sene daireyi 5 milyona çıkardık, şimdi 7 milyona yetmiyor” diyordu. Adam ciddi ciddi işlerin açıldığından şikayet etmiyor, aksine, fiyatlar uçarken hâlâ talep olduğuna şaşıyor. Yani bu yüzde 8 artış, gerçekte yeni konut mu demek, yoksa mevcut binaların yeniden boyanıp ‘sıfır’ diye kakalanması mı? Sorsan herkes işini büyütüyor ama ortada dar gelirliye uygun ev yok.
Bir de şu var: Bu artış, beton ekonomisinin hâlâ can simidi gibi tutulduğunun resmi. Üretim endeksi yükseliyor çünkü başka sektörlere dair bir umut yok. Sanayi desen yerinde sayıyor, tarım desen toprağı olan satıp şehre kaçıyor, hizmet sektörü zaten asgari ücrete talim. Bütün bu rakam oyunları, “bakın ekonomimiz büyüyor” masalının yeni perdesi gibi.
Şu tabloya bakınca, 2026’da hâlâ TOKİ kuyruklarında sabahlayan insan görmek kimseye garip gelmiyor. Birileri ‘büyüdük’ derken, birileri gecekonduyla uğraşıyor. Ama müteahhitlerin Mercedes’leri maşallah, konvoy yapıp geziyor.
Kısaca, “Yüzde 8 arttı” deyince herkesin cebine para girmiyor. Hatta çoğumuzun cebinden çıkıyor. Sonra da “Türkiye Yüzyılı, mega projeler, rekorlar” diye gaz veriyorlar. Elde kalan yine aynı: Yüksek kira, erişilemez ev, bir avuç zenginin daha fazla zenginleşmesi. Gözümüzü açalım, inşaat rakamlarıyla avutulmak yeni bir şey değil. Şimdi soruyorum; bu artış kimin işine yarıyor? Şantiyenin tozunu yutanın mı, bankada parası olanın mı?
Geçen ay Pendik’te müteahhit bir tanıdıkla çay içerken, “Geçen sene daireyi 5 milyona çıkardık, şimdi 7 milyona yetmiyor” diyordu. Adam ciddi ciddi işlerin açıldığından şikayet etmiyor, aksine, fiyatlar uçarken hâlâ talep olduğuna şaşıyor. Yani bu yüzde 8 artış, gerçekte yeni konut mu demek, yoksa mevcut binaların yeniden boyanıp ‘sıfır’ diye kakalanması mı? Sorsan herkes işini büyütüyor ama ortada dar gelirliye uygun ev yok.
Bir de şu var: Bu artış, beton ekonomisinin hâlâ can simidi gibi tutulduğunun resmi. Üretim endeksi yükseliyor çünkü başka sektörlere dair bir umut yok. Sanayi desen yerinde sayıyor, tarım desen toprağı olan satıp şehre kaçıyor, hizmet sektörü zaten asgari ücrete talim. Bütün bu rakam oyunları, “bakın ekonomimiz büyüyor” masalının yeni perdesi gibi.
Şu tabloya bakınca, 2026’da hâlâ TOKİ kuyruklarında sabahlayan insan görmek kimseye garip gelmiyor. Birileri ‘büyüdük’ derken, birileri gecekonduyla uğraşıyor. Ama müteahhitlerin Mercedes’leri maşallah, konvoy yapıp geziyor.
Kısaca, “Yüzde 8 arttı” deyince herkesin cebine para girmiyor. Hatta çoğumuzun cebinden çıkıyor. Sonra da “Türkiye Yüzyılı, mega projeler, rekorlar” diye gaz veriyorlar. Elde kalan yine aynı: Yüksek kira, erişilemez ev, bir avuç zenginin daha fazla zenginleşmesi. Gözümüzü açalım, inşaat rakamlarıyla avutulmak yeni bir şey değil. Şimdi soruyorum; bu artış kimin işine yarıyor? Şantiyenin tozunu yutanın mı, bankada parası olanın mı?
00