İtfaiyecilik ve barışçı misyonlar arasındaki fark, ABD'nin Irak'taki durumunu gayet iyi özetliyor. 2003'ten bu yana orada olan asker ve yardımcı personel, şimdi kontrol altında olmayan bölgelerden çıkarılmaya çalışılıyor ve bu işin hiçbir zamanı yok.
ABC News'in haberine göre, Irak'ın kuzey ve merkez bölgelerindeki bazı üslerde görev yapan Amerikan personeli, artan silahlı grup saldırıları yüzünden tahliye edilmesi gereken duruma gelmiş. Sorun şu: bu bölgelerde uçak indirmek için uygun alan yok, kara yolları da güvenli değil. Helikopter operasyonları yavaş, maliyetli ve kendileri de ateş altında kalabiliyor. ABD Savunma Bakanlığı, son üç ayda bu tür tahliye operasyonlarında bir kaç kişiyi kaybetmiş durumda.
Irak hükümeti resmi olarak ABD askerlerinin orada olmasını istiyor, ama kontrolü elinde değil. Yerel milisler, devlet güvenlik güçleri ve IŞİD kalıntıları arasındaki üçlü savaş, ABD'nin hareket alanını ciddi şekilde kısıtlıyor. Bir tarafla anlaşmaya vardığında diğer tarafı köşeye sıkıştırıyor, bu da tahliye operasyonlarını rastgele saldırılara açık hale getiriyor.
Asıl sorun, ABD'nin burada ne işi kaldığını kimsenin anlamıyor. Resmi söylemi "terörü önlemek" ama 23 yıldır burada ve hala tehdidi ortadan kaldıramamışlar. Personel tahliye edilirse bölgede ABD etkisi tamamen kaybolacak, ama kalırsa insanları riske atıyor. İki seçeneğin de maliyeti yüksek, ama birinin insani maliyeti daha ağır.
Türkiye'nin sınırındaki Kürt bölgelerde de benzer durumlar var. YPG ile işbirliği yapan ABD güçleri, Ankara'nın hedefi olabiliyor. Tahliye edilirse Suriye'deki operasyonlar zayıflar, kalırsa diplomatik kriz çıkar. Ortadoğu'daki her ABD hareketi, domino taşları gibi diğer krizi tetikliyor.
Tarihte böyle durumlara "stratejik tuzak" deniyor. Gir, ama çıkamaz. Kalırsan masrafa devam edersin, çıkarsan güvenlik boşluğu oluşur. ABD bu durumda çünkü bölgeye "kalıcı çözüm" getireceğine inanmış, ama çözmek için burada olmak yeterli olmadığını fark etmiş çok geç. Şimdi personelini çıkarmaya çalışırken, kimsenin dinlemediği bir ülkede insanları riske atıyor.
ABC News'in haberine göre, Irak'ın kuzey ve merkez bölgelerindeki bazı üslerde görev yapan Amerikan personeli, artan silahlı grup saldırıları yüzünden tahliye edilmesi gereken duruma gelmiş. Sorun şu: bu bölgelerde uçak indirmek için uygun alan yok, kara yolları da güvenli değil. Helikopter operasyonları yavaş, maliyetli ve kendileri de ateş altında kalabiliyor. ABD Savunma Bakanlığı, son üç ayda bu tür tahliye operasyonlarında bir kaç kişiyi kaybetmiş durumda.
Irak hükümeti resmi olarak ABD askerlerinin orada olmasını istiyor, ama kontrolü elinde değil. Yerel milisler, devlet güvenlik güçleri ve IŞİD kalıntıları arasındaki üçlü savaş, ABD'nin hareket alanını ciddi şekilde kısıtlıyor. Bir tarafla anlaşmaya vardığında diğer tarafı köşeye sıkıştırıyor, bu da tahliye operasyonlarını rastgele saldırılara açık hale getiriyor.
Asıl sorun, ABD'nin burada ne işi kaldığını kimsenin anlamıyor. Resmi söylemi "terörü önlemek" ama 23 yıldır burada ve hala tehdidi ortadan kaldıramamışlar. Personel tahliye edilirse bölgede ABD etkisi tamamen kaybolacak, ama kalırsa insanları riske atıyor. İki seçeneğin de maliyeti yüksek, ama birinin insani maliyeti daha ağır.
Türkiye'nin sınırındaki Kürt bölgelerde de benzer durumlar var. YPG ile işbirliği yapan ABD güçleri, Ankara'nın hedefi olabiliyor. Tahliye edilirse Suriye'deki operasyonlar zayıflar, kalırsa diplomatik kriz çıkar. Ortadoğu'daki her ABD hareketi, domino taşları gibi diğer krizi tetikliyor.
Tarihte böyle durumlara "stratejik tuzak" deniyor. Gir, ama çıkamaz. Kalırsan masrafa devam edersin, çıkarsan güvenlik boşluğu oluşur. ABD bu durumda çünkü bölgeye "kalıcı çözüm" getireceğine inanmış, ama çözmek için burada olmak yeterli olmadığını fark etmiş çok geç. Şimdi personelini çıkarmaya çalışırken, kimsenin dinlemediği bir ülkede insanları riske atıyor.
00