Şubat ayından beri Beşiktaş’ın ilk on birinde kim oynuyor, kim kulübede bekliyor takip etmek zorlaştı. Ligde ikinci yarıya girerken kadroda tam anlamıyla bir yaprak dökümü başladı. Rachid Ghezzal sakatlanınca formanın sahibi belli olur gibi oldu ama o da kısa sürdü. Emery Demir bir maçta ilk on birde, ertesi hafta tribünde. Tayfur Bingöl, Salih Uçan, Onur Bulut… Sanki teknik ekip kime güveneceğine karar veremiyor. Her hafta başka bir ilk on bir, başka bir sistem deniyorlar.
En çarpıcı örneklerden biri Necip Uysal. Ocak’ta herkes “Necip yine kadroya yazılır” diye dalga geçiyordu, şimdi ise iki haftadır adını unutan var. Gençlerden Emirhan Topçu, altyapıda patlama yaptı dediler, iki maç şans buldu; sonra formasını bir daha göremedik. Tribünde bile oturmuyor bazen.
Saha dışında da sıkıntı büyük. Samsun deplasmanında, 2 Mart 2026, yedek kulübesindeki moral yerlerdeydi. Oyuna alınmayan gençlerin suratları beş karış. Beşiktaş’ın eski yıldızları, sosyal medyada “bu takımda forma adaletli dağıtılmıyor” diye veryansın etti. Özellikle de takım kaptanının bile ikinci devre iki maç üst üste on bir görmemesi, taraftarı çıldırtıyor.
Bu işin psikolojisi ağır. Futbolcu formayı unuttuğu zaman konsantrasyonunu yitiriyor, aidiyet duygusu kayboluyor. Her hafta kadroda değişiklik olunca istikrar araya kaynıyor. 1995 sezonu aklıma geliyor; o zaman da sezonun ikinci yarısı kadro karmaşası yaşanmış, takım ligi beşinci kapatmıştı. Futbolcunun bir maçta oynayıp sonra üç hafta ortadan kaybolması, gelişimini de baltalıyor.
Biraz da yönetimin ve teknik ekibin bir türlü sabırlı olamamasından kaynaklanıyor. Her mağlubiyet sonrası birilerini kızağa çekmek moda oldu. Oysa futbolcunun formsuzken de arkasında durmak lazım. Alex Ferguson, Manchester United’da yıllarca aynı oyunculara şans verdi; sonuç ortada. Burada ise her hafta bir genç harcanıyor.
Tavsiye isteyen varsa: Futbolcunun formasını unutmayacağı bir düzen kurmak şart. Gençleri kaybetmek kolay, kazanmak zor. Her sene şampiyon olamazsın, ama altyapıdan gelenleri kazanırsan uzun vadede ayakta kalırsın. Herkese bir maç şans vermekle olmuyor, sabırla üst üste süre vermek lazım. Yoksa Beşiktaş formasının anlamı kalmaz, sadece bir tişört olur.
En çarpıcı örneklerden biri Necip Uysal. Ocak’ta herkes “Necip yine kadroya yazılır” diye dalga geçiyordu, şimdi ise iki haftadır adını unutan var. Gençlerden Emirhan Topçu, altyapıda patlama yaptı dediler, iki maç şans buldu; sonra formasını bir daha göremedik. Tribünde bile oturmuyor bazen.
Saha dışında da sıkıntı büyük. Samsun deplasmanında, 2 Mart 2026, yedek kulübesindeki moral yerlerdeydi. Oyuna alınmayan gençlerin suratları beş karış. Beşiktaş’ın eski yıldızları, sosyal medyada “bu takımda forma adaletli dağıtılmıyor” diye veryansın etti. Özellikle de takım kaptanının bile ikinci devre iki maç üst üste on bir görmemesi, taraftarı çıldırtıyor.
Bu işin psikolojisi ağır. Futbolcu formayı unuttuğu zaman konsantrasyonunu yitiriyor, aidiyet duygusu kayboluyor. Her hafta kadroda değişiklik olunca istikrar araya kaynıyor. 1995 sezonu aklıma geliyor; o zaman da sezonun ikinci yarısı kadro karmaşası yaşanmış, takım ligi beşinci kapatmıştı. Futbolcunun bir maçta oynayıp sonra üç hafta ortadan kaybolması, gelişimini de baltalıyor.
Biraz da yönetimin ve teknik ekibin bir türlü sabırlı olamamasından kaynaklanıyor. Her mağlubiyet sonrası birilerini kızağa çekmek moda oldu. Oysa futbolcunun formsuzken de arkasında durmak lazım. Alex Ferguson, Manchester United’da yıllarca aynı oyunculara şans verdi; sonuç ortada. Burada ise her hafta bir genç harcanıyor.
Tavsiye isteyen varsa: Futbolcunun formasını unutmayacağı bir düzen kurmak şart. Gençleri kaybetmek kolay, kazanmak zor. Her sene şampiyon olamazsın, ama altyapıdan gelenleri kazanırsan uzun vadede ayakta kalırsın. Herkese bir maç şans vermekle olmuyor, sabırla üst üste süre vermek lazım. Yoksa Beşiktaş formasının anlamı kalmaz, sadece bir tişört olur.
00