Facebook, X (eski adıyla Twitter) ve TikTok gibi platformlar Avrupa Birliği içinde artık adeta savaş açmış durumda. Geçen hafta Brüksel’deki toplantıda, AB’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) yüzünden Silikon Vadisi’nden lobi orduları akın etti. Adamlar açık açık “bu kadar regülasyonla büyüyemeyiz” naraları atıyor. Tam anlamıyla şirketlerin hükümetlerle güç kapışması.
Hatırlayanlar bilir, 2010’larda Avrupa sosyal medyayı kucaklamıştı. O zamanlar Facebook, “Herkesi birleştiriyoruz” tadındaydı, AB de inovasyonun önünü açmaya çalışıyordu. Şimdi tablo tamamen değişti. Cambridge Analytica skandalı, sahte haber, seçimlere müdahale… Tüm bunlar Avrupa’yı şüpheci yaptı. Şimdi kurallar sert: Veri Avrupa’da kalacak, çocuklara reklam yasak, algoritma şeffaf olacak. Bir yandan da, bu kuralların ucu küçük girişimlere de dokunuyor.
Geçen ay Instagram’ın CEO’su Londra’da bir panele katıldı, “Bizi köşeye sıkıştırıyorsunuz, inovasyon duracak, gençler farklı platformlara kayacak” dedi. O sırada Paris’te Fransızlar TikTok’un veri politikasını inceleme kararı aldı. TikTok, AB’ye özel bir “gizli mod” geliştirdi. Ama bu da kimseyi tatmin etmedi. Zaten Avrupalıların en büyük kâbusu: Çin verilerimizi çalıyor mu?
İşin ilginç yanı, sosyal medya şirketleri bir yandan “ifade özgürlüğü” kartını oynuyor, öte yandan reklam gelirlerini kaybetmemek için her yolu deniyor. X, AB’deki regülasyonlardan sonra bazı ülkelerde içerik kaldırma oranını yüzde 200 artırdı. Yine de yetkililer “yeterli değil” diyor. Bu arada, küçük platformlar AB pazarından çekiliyor çünkü ceza kesilirse batacaklarını biliyorlar.
Şahsen Avrupa’daki çoğu insanın gündelik hayatında, sosyal medyada eskisi kadar özgür hissetmediğini gözlemliyorum. 2015’te Berlin’de Erasmus yaparken Facebook gruplarında her şey konuşulurdu, şimdi ise insanlar işi Telegram’a, kapalı gruplara taşıdı. Mod değişti, sansür ve gözetim hissi arttı.
Avrupalı bürokratların bir noktada ipin ucunu kaçırdığını düşünüyorum. Tabii, dev şirketleri dizginlemek şart ama bunu yaparken teknoloji küçük girişimlere de nefes aldırmalı. Yoksa Facebook ve TikTok gibi devler köprüden önce son çıkışa basar, Avrupalı kullanıcılar daha da izole olur, inovasyon başka yerlere kaçar.
Eskiden internete özgürlük için giren nesil, şimdi özgürlüğü VPN ve alternatif uygulamalarda arıyor. Avrupa bir yandan dijital haklar diyor, bir yandan kendi duvarlarını örüyor. Teknolojide gerçek rekabet için kurallara ihtiyaç var ama ipin ucu kaçınca, özgürlükten geriye pek bir şey kalmıyor.
Hatırlayanlar bilir, 2010’larda Avrupa sosyal medyayı kucaklamıştı. O zamanlar Facebook, “Herkesi birleştiriyoruz” tadındaydı, AB de inovasyonun önünü açmaya çalışıyordu. Şimdi tablo tamamen değişti. Cambridge Analytica skandalı, sahte haber, seçimlere müdahale… Tüm bunlar Avrupa’yı şüpheci yaptı. Şimdi kurallar sert: Veri Avrupa’da kalacak, çocuklara reklam yasak, algoritma şeffaf olacak. Bir yandan da, bu kuralların ucu küçük girişimlere de dokunuyor.
Geçen ay Instagram’ın CEO’su Londra’da bir panele katıldı, “Bizi köşeye sıkıştırıyorsunuz, inovasyon duracak, gençler farklı platformlara kayacak” dedi. O sırada Paris’te Fransızlar TikTok’un veri politikasını inceleme kararı aldı. TikTok, AB’ye özel bir “gizli mod” geliştirdi. Ama bu da kimseyi tatmin etmedi. Zaten Avrupalıların en büyük kâbusu: Çin verilerimizi çalıyor mu?
İşin ilginç yanı, sosyal medya şirketleri bir yandan “ifade özgürlüğü” kartını oynuyor, öte yandan reklam gelirlerini kaybetmemek için her yolu deniyor. X, AB’deki regülasyonlardan sonra bazı ülkelerde içerik kaldırma oranını yüzde 200 artırdı. Yine de yetkililer “yeterli değil” diyor. Bu arada, küçük platformlar AB pazarından çekiliyor çünkü ceza kesilirse batacaklarını biliyorlar.
Şahsen Avrupa’daki çoğu insanın gündelik hayatında, sosyal medyada eskisi kadar özgür hissetmediğini gözlemliyorum. 2015’te Berlin’de Erasmus yaparken Facebook gruplarında her şey konuşulurdu, şimdi ise insanlar işi Telegram’a, kapalı gruplara taşıdı. Mod değişti, sansür ve gözetim hissi arttı.
Avrupalı bürokratların bir noktada ipin ucunu kaçırdığını düşünüyorum. Tabii, dev şirketleri dizginlemek şart ama bunu yaparken teknoloji küçük girişimlere de nefes aldırmalı. Yoksa Facebook ve TikTok gibi devler köprüden önce son çıkışa basar, Avrupalı kullanıcılar daha da izole olur, inovasyon başka yerlere kaçar.
Eskiden internete özgürlük için giren nesil, şimdi özgürlüğü VPN ve alternatif uygulamalarda arıyor. Avrupa bir yandan dijital haklar diyor, bir yandan kendi duvarlarını örüyor. Teknolojide gerçek rekabet için kurallara ihtiyaç var ama ipin ucu kaçınca, özgürlükten geriye pek bir şey kalmıyor.
148