2023’te Kadıköy’de açılan bir ikinci el pazarında annemle dolaşırken fark ettim: Tezgah arkasındaki de, müşteriyle kıyasıya pazarlık eden de, torbalardan çıkan minik ayakkabıları tatlı bir heyecanla inceleyen de hep kadın. Sadece kıyafet değil; oyuncaktan eski kitaplara, ev eşyasına kadar ne varsa onların elinden geçiyor.
Biraz muhabbetle iş çözüldü. Kadınlar buralarda iki koldan dönüyor: Bir yandan evde atıl duran eşyayı nakite çevirip aile bütçesine destek, bir yandan “bunu artık çocuk giymiyor, birilerine yarar” diyerek paylaşım hissiyle hareket. Facebook grupları, dolap uygulamaları, WhatsApp pazarları… Her yerde önde onlar var. Geçen ay, Moda’da bir apartman girişinde yapılan “swap” buluşmasında, erkek sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu.
Bir arkadaşım geçen yıl ilk çocuğu doğunca, bebek arabasından mama sandalyesine her şeyi ikinci el aldı. Hepsinde satıcılar kadın; işin ilginci, çoğu detaylıca “az kullanıldı, şu marka, şurasında minik leke var” diye bilgi veriyor. Uygulamalarda yazışırken “ablam bak çok temiz, evim sigarasız, ister gel gör” gibi samimi cümleler dönüyor. Güven duygusunu bunlar sağlıyor işte.
Sadece ihtiyaçtan değil, çevre hassasiyeti de baskın. “Bir kot pantolon üretmek için 10 bin litre su harcanıyor, niye sıfır alayım ki?” diyenleri çok duydum. Özellikle 18-35 yaş arası kadınlarda bu bilinç zirvede. İkinci el almak için utanmak, kızarmak eski nesilde kalmış gibi. Hatta bazıları bununla gurur duyuyor, sosyal medyada “Vintage buldum!” diye paylaşmayı seviyor.
İşin ilginci, sektörü yönlendiren de onlar. Dolap, Gardrops gibi uygulamaların kullanıcılarının %80’inden fazlası kadın. Satış rakamları da bunu gösteriyor: 2025’te Türkiye’de ikinci el tekstil pazarının 4 milyar TL’ye dayanması bekleniyor. Bu, ciddi bir ekonomi ve lokomotifin koltuğunda yine kadınlar var.
Erkekler genelde ya “üşeniyorum” ya da “ne uğraşacağım, at gitsin” kafasında. Kadınlar ise milim milim ayıklayıp, temizleyip, güzelce fotoğraflayıp koyuyor. Kendi annemden biliyorum; “Birinin işine yarasın, yazık günah” der, yıkar, ütüler, öyle yollar.
İkinci elin ön yargısını onlar aştı. Pazarlıkta, paylaşımda, elden ele ekonomiyi döndürmede işin yükünü ve tadını sırtlandılar. Market poşetiyle eve dönerken içinde alın teri, umut, bir de “bir şeyleri kurtardık” duygusu var. Türkiye’de ikinci el alışverişin ruhunu merak eden varsa, önce bir kadınla konuşsun derim.
Biraz muhabbetle iş çözüldü. Kadınlar buralarda iki koldan dönüyor: Bir yandan evde atıl duran eşyayı nakite çevirip aile bütçesine destek, bir yandan “bunu artık çocuk giymiyor, birilerine yarar” diyerek paylaşım hissiyle hareket. Facebook grupları, dolap uygulamaları, WhatsApp pazarları… Her yerde önde onlar var. Geçen ay, Moda’da bir apartman girişinde yapılan “swap” buluşmasında, erkek sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu.
Bir arkadaşım geçen yıl ilk çocuğu doğunca, bebek arabasından mama sandalyesine her şeyi ikinci el aldı. Hepsinde satıcılar kadın; işin ilginci, çoğu detaylıca “az kullanıldı, şu marka, şurasında minik leke var” diye bilgi veriyor. Uygulamalarda yazışırken “ablam bak çok temiz, evim sigarasız, ister gel gör” gibi samimi cümleler dönüyor. Güven duygusunu bunlar sağlıyor işte.
Sadece ihtiyaçtan değil, çevre hassasiyeti de baskın. “Bir kot pantolon üretmek için 10 bin litre su harcanıyor, niye sıfır alayım ki?” diyenleri çok duydum. Özellikle 18-35 yaş arası kadınlarda bu bilinç zirvede. İkinci el almak için utanmak, kızarmak eski nesilde kalmış gibi. Hatta bazıları bununla gurur duyuyor, sosyal medyada “Vintage buldum!” diye paylaşmayı seviyor.
İşin ilginci, sektörü yönlendiren de onlar. Dolap, Gardrops gibi uygulamaların kullanıcılarının %80’inden fazlası kadın. Satış rakamları da bunu gösteriyor: 2025’te Türkiye’de ikinci el tekstil pazarının 4 milyar TL’ye dayanması bekleniyor. Bu, ciddi bir ekonomi ve lokomotifin koltuğunda yine kadınlar var.
Erkekler genelde ya “üşeniyorum” ya da “ne uğraşacağım, at gitsin” kafasında. Kadınlar ise milim milim ayıklayıp, temizleyip, güzelce fotoğraflayıp koyuyor. Kendi annemden biliyorum; “Birinin işine yarasın, yazık günah” der, yıkar, ütüler, öyle yollar.
İkinci elin ön yargısını onlar aştı. Pazarlıkta, paylaşımda, elden ele ekonomiyi döndürmede işin yükünü ve tadını sırtlandılar. Market poşetiyle eve dönerken içinde alın teri, umut, bir de “bir şeyleri kurtardık” duygusu var. Türkiye’de ikinci el alışverişin ruhunu merak eden varsa, önce bir kadınla konuşsun derim.
00