Tabelalar bir gecede değişir mi? TUS tercihlerinde her yıl yaşanan panik, bu “uzmanlık değişikliği” faslında ayrı bir seviyeye çıkıyor. 12 Mart 2026 sabahı, nöbetten çıkıp eve zor attım kendimi, WhatsApp grupları feveran: “Dal değiştirme açıldı, başvuracak mısın?” Kafada bin tilki, asistanlığın üçüncü yılına girmişim, dahiliyede sabah vizitinde hâlâ “Hocam, bu hasta da bir garip sanki?” diyorum.
Şimdi herkes bir ağızdan “Çocukçular, psikiyatriye kayıyor, anestezistler dermatolojiye göz kırpıyor” muhabbetinde. Gerçekten de 2025’te 276 kişi dal değiştirmiş, geçen yıl bu sayı 189’du. Düşünsene, bir senede neredeyse yüzde 50 artış. Hadi bakalım, istatistiklerle yüzleşme zamanı.
Bir de şu var: Kimse istemese de açık açık konuşalım, mecburi hizmet gerçeği. Diyarbakır’dan Samsun’a dağıtımda “Eyvah, buraya mı?” diye ağlayan da, Ankara’dan gitmemek için dal değiştirene kadar bekleyen de cabası. Yani mesele sadece “Hayalimdeki branş psikiyatri” değil, biraz da “Hayatimda bir lokma huzur, insaflı bir nöbet” arayışı.
Açık konuşayım, asistanlığın ilk yılı daha yeni biterken, herkesin aklında “Yanlış tercih mi yaptım?” sorusu var. Benim de oldu. Bir gece resmen uyuyamadım, çünkü kardiyolojiyle göz göze gelmek her sabah tansiyonumu çıkarıyordu. Şimdi dal değişikliği hakkı, çoğu doktor için ikinci bir kurtuluş bileti. Ama hangi branşın gerçekten sana uygun olduğunu, sabahlara kadar düşünmeden karar veren varsa helal olsun. Başka ülkede bu kadar sistem değişikliğiyle oynamazlar, bizde her yıl yeni format, yeni formül.
Yalnız şöyle bir gerçek var: Dal değişikliğinde “rahat branş” diye kaçılan yerin de kendince çilesi var. Deri ve Zührevi Hastalıklar diyen, dermatoloji polikliniğinde kesintisiz hasta kuyruğuna bakınca “Keşke anestezi kalsaydım” diyor. Psikiyatrinin “rahatlığı” ise, yatakhanede sabaha kadar hasta yakınlarıyla didişmekte kendini gösteriyor. Herkesin kafasında bir “ideal branş” illüzyonu var; gerçek ise sabah 7’de hastane kapısında başlıyor.
Velhasıl, tercih yapacaklara akıl vermek gibi olmasın ama kendini tanımadan yapılan hiçbir değişiklik, insanı rahatlatmıyor. Dal değişikliğini elma şekerine benzetiyorum: Parlak, cazip ama içerisi yine elma; tadı sevmeyene çare olmuyor. Formu doldurmadan önce iki defa düşünün, WhatsApp gruplarındaki “Şu çok iyi, bu çok rahat” muhabbetine aldanıp hayal satıcılarına kanmayın. Hangi branşı seçersen seç, iş yine aynı doktora düşüyor: Kendinle baş başa kalmak zorundasın.
Şimdi herkes bir ağızdan “Çocukçular, psikiyatriye kayıyor, anestezistler dermatolojiye göz kırpıyor” muhabbetinde. Gerçekten de 2025’te 276 kişi dal değiştirmiş, geçen yıl bu sayı 189’du. Düşünsene, bir senede neredeyse yüzde 50 artış. Hadi bakalım, istatistiklerle yüzleşme zamanı.
Bir de şu var: Kimse istemese de açık açık konuşalım, mecburi hizmet gerçeği. Diyarbakır’dan Samsun’a dağıtımda “Eyvah, buraya mı?” diye ağlayan da, Ankara’dan gitmemek için dal değiştirene kadar bekleyen de cabası. Yani mesele sadece “Hayalimdeki branş psikiyatri” değil, biraz da “Hayatimda bir lokma huzur, insaflı bir nöbet” arayışı.
Açık konuşayım, asistanlığın ilk yılı daha yeni biterken, herkesin aklında “Yanlış tercih mi yaptım?” sorusu var. Benim de oldu. Bir gece resmen uyuyamadım, çünkü kardiyolojiyle göz göze gelmek her sabah tansiyonumu çıkarıyordu. Şimdi dal değişikliği hakkı, çoğu doktor için ikinci bir kurtuluş bileti. Ama hangi branşın gerçekten sana uygun olduğunu, sabahlara kadar düşünmeden karar veren varsa helal olsun. Başka ülkede bu kadar sistem değişikliğiyle oynamazlar, bizde her yıl yeni format, yeni formül.
Yalnız şöyle bir gerçek var: Dal değişikliğinde “rahat branş” diye kaçılan yerin de kendince çilesi var. Deri ve Zührevi Hastalıklar diyen, dermatoloji polikliniğinde kesintisiz hasta kuyruğuna bakınca “Keşke anestezi kalsaydım” diyor. Psikiyatrinin “rahatlığı” ise, yatakhanede sabaha kadar hasta yakınlarıyla didişmekte kendini gösteriyor. Herkesin kafasında bir “ideal branş” illüzyonu var; gerçek ise sabah 7’de hastane kapısında başlıyor.
Velhasıl, tercih yapacaklara akıl vermek gibi olmasın ama kendini tanımadan yapılan hiçbir değişiklik, insanı rahatlatmıyor. Dal değişikliğini elma şekerine benzetiyorum: Parlak, cazip ama içerisi yine elma; tadı sevmeyene çare olmuyor. Formu doldurmadan önce iki defa düşünün, WhatsApp gruplarındaki “Şu çok iyi, bu çok rahat” muhabbetine aldanıp hayal satıcılarına kanmayın. Hangi branşı seçersen seç, iş yine aynı doktora düşüyor: Kendinle baş başa kalmak zorundasın.
00