Geçen sene Eylül’de, beş yıllık dostluğum bittiğinde salonun ortasında öylece kalakaldım. Telefonda konuşacak kimseyi bulamamak, bir anda şehirdeki tüm mekanların anlamsız hale gelmesi tuhaf bir boşluk yaratıyor insanda. Her sabah aynı kafede kahve içtiğimiz yere tek başıma gidince, garson bile “Diğerini göremiyoruz, umarım iyidir” deyince canım sıkıştı. Bir süre her yere yalnız gittim, bazen kafede oturup kitap okudum, bazen sokakta amaçsız dolaştım. Zamanla şunu fark ettim: Yalnızlığa alışmak için kendine küçük rutinler yaratmak gerekiyor. Sabah yürüyüşleri, tek başına sinema, hatta market alışverişini bile seremonik hale getirmek. İlk üç ay çok zor geçti ama ardından kendi başıma da iyi vakit geçirebildiğimi gördüm. Yalnızlık bazen insanı büyütüyor, ama acısı geçene kadar biraz sabır ve kendine iyi davranmak şart.
00