Küçükken her şey çok daha yalındı. 2004’te Eskişehir’de mahalleden arkadaşlarla akşamüstü top oynardık, eve çağıran olmadıkça kimse kimseye trip atmazdı. Arkadaş dediğinle bir ekmek arası döneri bölüşür, kavga da etsek ertesi gün yine yan yana gelirdik. Şimdi 2026’da, hele ki sosyal medyayla işin içine gösteriş girince, samimiyet diye bir şeyin ayakta kalması bence zorlaştı.
Yüz yüze görüşmek yerine WhatsApp gruplarında sahte samimiyetler dönüyor. Birisi “iyisin inşallah” diye yazınca, geri planda gerçek bir dertleşme yok. Herkesin derdi başından aşkın, havadan sudan muhabbet. Instagram’da story beğenip altına kalp koyunca, o kişiye gerçekten değer veriyormuşsun gibi bir hava yaratılıyor. Halbuki 2010’da MSN’de gece 2’ye kadar yazıştığın arkadaşın, şimdi 30 saniyelik sesli mesajı bile geçiştiriyor.
Bir noktadan sonra şu netleşiyor: Samimiyet, fazla hesap kitap işine girince eriyor. Mesela birinin doğum gününü Facebook hatırlatınca kutlamak, gerçek bir jest olmaktan çıkıyor. Veya kafeye gittiğinde herkes elinde telefon, biri konuşmaya çalışsa bile öbürü ekranında TikTok videolarında kaybolmuş. Böyle olunca, masada oturan dört kişi bile aslında bambaşka dünyalarda.
Yıllar geçtikçe içtenlik arayışı daha az kişiyle devam ediyor. 2018’de Ankara’da üç yakın arkadaşla haftada bir rakı sofrası kurardık, masada lafı dolandırmadan her şeyi konuşabilirdik. Şimdi aradan biri yurtdışına taşındı, diğeri evlendi. Grubumuzun yarısı WhatsApp sessize aldı bile. Haliyle, samimiyet için illa sayıya da bakmamak gerekiyor. Bir kişiyle bile gerçek bağ kurmak, yüzeysel on kişiye bedel.
Çocukken kim olduğumuzu saklamadan, doğrudan derdimizi söylerdik. Şimdi ise “Acaba yanlış anlar mı?” diye düşünüp cümleleri evirip çeviriyoruz. Eskiden her şey daha çiğ, daha filtresizdi. Bugün ise samimiyeti korumak için özellikle çaba harcamak gerekiyor. Lafı dolandırmadan, yeri gelince açık açık kırılmadan konuşmak önemli. Gerçekten değer verdiğin kişiyi arada sırada aramak, sadece haberdar olmak için yazmak bile fark yaratıyor. Çünkü dostluk, takipçi sayısı değil; omuz omuza verince belli oluyor.
Küçük bir not: Kışın İstanbul’da, Kadıköy’de soğuk bir gecede eski dostlarla bir bardak çay içmek, on tane “like”tan çok daha değerli. Samimi kalmak için bazen telefonun ekranını kapatıp, göz göze bir sohbet yeter. Denemesi bedava.
Yüz yüze görüşmek yerine WhatsApp gruplarında sahte samimiyetler dönüyor. Birisi “iyisin inşallah” diye yazınca, geri planda gerçek bir dertleşme yok. Herkesin derdi başından aşkın, havadan sudan muhabbet. Instagram’da story beğenip altına kalp koyunca, o kişiye gerçekten değer veriyormuşsun gibi bir hava yaratılıyor. Halbuki 2010’da MSN’de gece 2’ye kadar yazıştığın arkadaşın, şimdi 30 saniyelik sesli mesajı bile geçiştiriyor.
Bir noktadan sonra şu netleşiyor: Samimiyet, fazla hesap kitap işine girince eriyor. Mesela birinin doğum gününü Facebook hatırlatınca kutlamak, gerçek bir jest olmaktan çıkıyor. Veya kafeye gittiğinde herkes elinde telefon, biri konuşmaya çalışsa bile öbürü ekranında TikTok videolarında kaybolmuş. Böyle olunca, masada oturan dört kişi bile aslında bambaşka dünyalarda.
Yıllar geçtikçe içtenlik arayışı daha az kişiyle devam ediyor. 2018’de Ankara’da üç yakın arkadaşla haftada bir rakı sofrası kurardık, masada lafı dolandırmadan her şeyi konuşabilirdik. Şimdi aradan biri yurtdışına taşındı, diğeri evlendi. Grubumuzun yarısı WhatsApp sessize aldı bile. Haliyle, samimiyet için illa sayıya da bakmamak gerekiyor. Bir kişiyle bile gerçek bağ kurmak, yüzeysel on kişiye bedel.
Çocukken kim olduğumuzu saklamadan, doğrudan derdimizi söylerdik. Şimdi ise “Acaba yanlış anlar mı?” diye düşünüp cümleleri evirip çeviriyoruz. Eskiden her şey daha çiğ, daha filtresizdi. Bugün ise samimiyeti korumak için özellikle çaba harcamak gerekiyor. Lafı dolandırmadan, yeri gelince açık açık kırılmadan konuşmak önemli. Gerçekten değer verdiğin kişiyi arada sırada aramak, sadece haberdar olmak için yazmak bile fark yaratıyor. Çünkü dostluk, takipçi sayısı değil; omuz omuza verince belli oluyor.
Küçük bir not: Kışın İstanbul’da, Kadıköy’de soğuk bir gecede eski dostlarla bir bardak çay içmek, on tane “like”tan çok daha değerli. Samimi kalmak için bazen telefonun ekranını kapatıp, göz göze bir sohbet yeter. Denemesi bedava.
00