2023 yazında Kadıköy’de bir kahvecide yarı zamanlı çalışmaya başladığımda, ilk hafta kasadan çıkan para miktarına şaşırmakla kalmamıştım; müşteriye latte mi satıyorum yoksa günlük beş saatlik ayakta durmamı mı satıyorum, anlamam birkaç gün sürdü. Bir anda hayat, sadece sınav haftası stresinden ibaret olmaktan çıktı. Sabah 07.30’da açılış, akşam 14.00’te kapanış, sonrası okul. Öğrenciliğin yanına eklenen bu yeni kimlik beni hem zorladı hem değiştirdi.
En net fayda: Para kazanmanın ne kadar zahmetli olduğunu iliklerime kadar hissettim. Ay sonunda elime geçen 6.500 TL'nin hesabını yapınca saçma sapan harcama huyum bir anda törpülendi. Bir kahveye 85 TL vermek yerine, kendi demlediğim filtreyle yetinmeyi öğrendim. Markette indirimli ürünleri kovalar oldum. İnsanın kendi parasını kazanıp harcamasıyla, aileden gelen avans arasında dağlar kadar fark var.
Bir de özgüven meselesi var. İlk günlerde sipariş alırken sesim titrerdi; yanlış isim yazınca müşteriden azar işitmek, ardından "neyse ya, olur böyle" diyebilmek... İnsan ilişkilerinde ciddi bir pratik oldu bu. Hocalarla, arkadaşlarla, aileyle iletişim başka, müşteriyle bambaşka. Problemi çöz, laf yeme, kendini ezdirme ama sınırı da aşma. Dışarıdan kolay görünüyor ama 1 saat yoğunlukta kasada kal, bak nasıl terliyorsun.
Çevremde fark ettiğim bir şey; part time işte çalışan öğrenciler, genel olarak hayata daha hazırlıklı. Staj başvurularında, "bizim işte disiplin önemli" dendiğinde, "ben zaten üç ay sabah 7’de kalkıp çalıştım" diyorsun. Laf olsun diye CV’ye yazmıyorsun yani. Patronun huysuzluğu, iş arkadaşının tripleri, müşteriyle kavga etmemek... Bunlar küçükken öğrenilince ileride daha az tökezliyorsun.
Hele ki İstanbul gibi pahalı bir şehirde okuyan öğrenciysen, part time iş hayat kurtarıyor. Kira, yol parası, fotokopi derdi... Aileyle aradaki şehir mesafesini para konusunda mümkün olduğunca kısa tutmak gerekiyor, yoksa her ay sonu tatsız muhabbetler dönüyor.
Bazı arkadaşlarım "okula, derslere vakit kalmıyor" diyor. Doğru, zorlayan yönü var ama bu biraz da planlama işi. Ben sabahçı vardiyasında çalışıp öğleden sonra okula gittim, sınav zamanları gün değiş tokuşu yaptık. Sonunda hem tecrübe hem para hem de hafif özgürlük geldi. Öğrenciyken alınan sorumluluk, ilerde iş hayatında nasıl ayakta kalınır, onu öğretiyor.
Kısacası, part time işte yoğrulmak, insanı okulun steril dünyasından çıkarıp gerçek hayatla tanıştırıyor. Ajandamda "çalışma", "ders", "arkadaş buluşması" diye üç ayrı renk kalemim varsa, bunun mimarı kesinlikle öğrenci harçlığı değil, kahve makinesinin başında geçen o sabahlardır.
En net fayda: Para kazanmanın ne kadar zahmetli olduğunu iliklerime kadar hissettim. Ay sonunda elime geçen 6.500 TL'nin hesabını yapınca saçma sapan harcama huyum bir anda törpülendi. Bir kahveye 85 TL vermek yerine, kendi demlediğim filtreyle yetinmeyi öğrendim. Markette indirimli ürünleri kovalar oldum. İnsanın kendi parasını kazanıp harcamasıyla, aileden gelen avans arasında dağlar kadar fark var.
Bir de özgüven meselesi var. İlk günlerde sipariş alırken sesim titrerdi; yanlış isim yazınca müşteriden azar işitmek, ardından "neyse ya, olur böyle" diyebilmek... İnsan ilişkilerinde ciddi bir pratik oldu bu. Hocalarla, arkadaşlarla, aileyle iletişim başka, müşteriyle bambaşka. Problemi çöz, laf yeme, kendini ezdirme ama sınırı da aşma. Dışarıdan kolay görünüyor ama 1 saat yoğunlukta kasada kal, bak nasıl terliyorsun.
Çevremde fark ettiğim bir şey; part time işte çalışan öğrenciler, genel olarak hayata daha hazırlıklı. Staj başvurularında, "bizim işte disiplin önemli" dendiğinde, "ben zaten üç ay sabah 7’de kalkıp çalıştım" diyorsun. Laf olsun diye CV’ye yazmıyorsun yani. Patronun huysuzluğu, iş arkadaşının tripleri, müşteriyle kavga etmemek... Bunlar küçükken öğrenilince ileride daha az tökezliyorsun.
Hele ki İstanbul gibi pahalı bir şehirde okuyan öğrenciysen, part time iş hayat kurtarıyor. Kira, yol parası, fotokopi derdi... Aileyle aradaki şehir mesafesini para konusunda mümkün olduğunca kısa tutmak gerekiyor, yoksa her ay sonu tatsız muhabbetler dönüyor.
Bazı arkadaşlarım "okula, derslere vakit kalmıyor" diyor. Doğru, zorlayan yönü var ama bu biraz da planlama işi. Ben sabahçı vardiyasında çalışıp öğleden sonra okula gittim, sınav zamanları gün değiş tokuşu yaptık. Sonunda hem tecrübe hem para hem de hafif özgürlük geldi. Öğrenciyken alınan sorumluluk, ilerde iş hayatında nasıl ayakta kalınır, onu öğretiyor.
Kısacası, part time işte yoğrulmak, insanı okulun steril dünyasından çıkarıp gerçek hayatla tanıştırıyor. Ajandamda "çalışma", "ders", "arkadaş buluşması" diye üç ayrı renk kalemim varsa, bunun mimarı kesinlikle öğrenci harçlığı değil, kahve makinesinin başında geçen o sabahlardır.
00