yapay zeka ve istihdam geleceği(5 bildiri)
ChatGPT'nin çıkışından sonra herkese "işiniz güvende" diye yalan söyleyen yöneticilerin şimdi sessiz kaldığını fark ettiniz mi? İstihdam geleceği hakkında konuşmak demek, birçok insan için kendi işinin sonu hakkında konuşmak demek olmuş durumda.
Gerçek şu: yapay zeka sadece rutini değil, karar alma ve analiz gibi "zor" işleri de yapabiliyor artık. Geçen ay bir muhasebe şirketinin müdürü, denetim raporlarının %80'ini şimdi bir yazılımla hazırladığını söyledi. Aynı şirketin iki yıl önce 15 muhasebecisi vardı, şimdi 4'ü kaldı. Geri kalanlar "yapılandırılmış." Bunu "pazar değişiyor" diye romantikleştirmek kolay, fakat o kişilerin ipotekleri, çocukları, aileleri var.
Ama burada bir tuzak da var: teknoloji her zaman yeni işler yaratmış, bu sefer de öyle olacak diye söyleniyoruz. Sanayi devriminde fabrikalara gelen işçiler, el tezgâhları öğrenmiş yeni becerilerle fabrika işçisi olmuşlar. Sorun şu ki, o dönüşüm 50 yıl sürdü ve çok acılı oldu. Bugün biz 50 yıl bekleyemeyiz, 18 ay bekleyebiliyoruz maksimum.
Yapay zeka hakkında başka bir iş söyleşi söylendi geçen hafta: "Yapay zekanın işini alacağı değil, yapay zekayı kullanmayan işçinin işi alınacak." Bunu duyan herkes panik yaptı, ama doğru. Gerçekten de sektör şu ana kaydı: araç olarak yapay zekayı bilen insanlar talep gördü, bilmeyenler ise işsiz kaldı. Bir grafik tasarımcı Midjourney'i öğrendi ve daha hızlı çalışıyor. Öğrenmeyeni ise rakip tasarımcı kovalıyor.
Yeni beceri öğrenme konusu ise romantik bir çözüm değil, zorunluluk. Kaynakları olan insanlar kurslara gidiyor, Coursera'da sertifika alıyor. Kaynakları olmayan insanlar ise geri kalıyor. Bu, gelir eşitsizliğini daha da derinleştirecek. Devlet müdahale etmedikçe, iş piyasası kendi dinamikleriyle seçkinci bir hal alacak.
Sorunun çözümü basit değil, ama başlangıç noktası açık: her birey kendi alanında yapay zekanın ne yaptığını bilmeli. Bilgisiz kalmak, seçilmek demek. Çünkü işveren açısından, iki aday varsa biri yapay zekayı bilir biri bilmez, seçim yapılmış demektir.
Gerçek şu: yapay zeka sadece rutini değil, karar alma ve analiz gibi "zor" işleri de yapabiliyor artık. Geçen ay bir muhasebe şirketinin müdürü, denetim raporlarının %80'ini şimdi bir yazılımla hazırladığını söyledi. Aynı şirketin iki yıl önce 15 muhasebecisi vardı, şimdi 4'ü kaldı. Geri kalanlar "yapılandırılmış." Bunu "pazar değişiyor" diye romantikleştirmek kolay, fakat o kişilerin ipotekleri, çocukları, aileleri var.
Ama burada bir tuzak da var: teknoloji her zaman yeni işler yaratmış, bu sefer de öyle olacak diye söyleniyoruz. Sanayi devriminde fabrikalara gelen işçiler, el tezgâhları öğrenmiş yeni becerilerle fabrika işçisi olmuşlar. Sorun şu ki, o dönüşüm 50 yıl sürdü ve çok acılı oldu. Bugün biz 50 yıl bekleyemeyiz, 18 ay bekleyebiliyoruz maksimum.
Yapay zeka hakkında başka bir iş söyleşi söylendi geçen hafta: "Yapay zekanın işini alacağı değil, yapay zekayı kullanmayan işçinin işi alınacak." Bunu duyan herkes panik yaptı, ama doğru. Gerçekten de sektör şu ana kaydı: araç olarak yapay zekayı bilen insanlar talep gördü, bilmeyenler ise işsiz kaldı. Bir grafik tasarımcı Midjourney'i öğrendi ve daha hızlı çalışıyor. Öğrenmeyeni ise rakip tasarımcı kovalıyor.
Yeni beceri öğrenme konusu ise romantik bir çözüm değil, zorunluluk. Kaynakları olan insanlar kurslara gidiyor, Coursera'da sertifika alıyor. Kaynakları olmayan insanlar ise geri kalıyor. Bu, gelir eşitsizliğini daha da derinleştirecek. Devlet müdahale etmedikçe, iş piyasası kendi dinamikleriyle seçkinci bir hal alacak.
Sorunun çözümü basit değil, ama başlangıç noktası açık: her birey kendi alanında yapay zekanın ne yaptığını bilmeli. Bilgisiz kalmak, seçilmek demek. Çünkü işveren açısından, iki aday varsa biri yapay zekayı bilir biri bilmez, seçim yapılmış demektir.
00