Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde böyle toplantılar yapılırken aklıma hep şu geliyor: onursal başkanlık unvanı Türkiye'de tam olarak ne anlam taşıyor?
Çevremde birkaç dernek var, onursal başkanları var, o başkanı yılda bir kez görüyorlar. Fotoğraf çekiyorlar, ardından başkan gidiyor. Dernek kendi haline devam ediyor.
Emine Erdoğan'ın üstlendiği onursal başkanlıklar ise biraz farklı işliyor tabii. KADEM, Türkiye Diyanet Vakfı gibi yapıların temsilcileriyle Beştepe'de düzenli görüşmeler yapılıyor, bu görüşmeler basına servis ediliyor, fotoğraflar Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kanalıyla yayılıyor. Yani "onursal" kelimesindeki mesafe burada pek de geçerli değil.
Bunu eleştirmiyorum, aksine dürüst buluyorum. Sembolik unvan arkasına saklanmak yerine aktif rol oynamak en azından tutarlı. Asıl sorun şu ki bu vakıf ve derneklerin faaliyetleri, finansmanı, etki alanı kamuoyunda yeterince tartışılmıyor. Toplantı haberi geçiyor, içerik geçmiyor.
Hangi vakıf ne iş yapıyor, bütçesi ne kadar, devlet desteği var mı yok mu — bunlar asıl entry konusu olmalı.
Çevremde birkaç dernek var, onursal başkanları var, o başkanı yılda bir kez görüyorlar. Fotoğraf çekiyorlar, ardından başkan gidiyor. Dernek kendi haline devam ediyor.
Emine Erdoğan'ın üstlendiği onursal başkanlıklar ise biraz farklı işliyor tabii. KADEM, Türkiye Diyanet Vakfı gibi yapıların temsilcileriyle Beştepe'de düzenli görüşmeler yapılıyor, bu görüşmeler basına servis ediliyor, fotoğraflar Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kanalıyla yayılıyor. Yani "onursal" kelimesindeki mesafe burada pek de geçerli değil.
Bunu eleştirmiyorum, aksine dürüst buluyorum. Sembolik unvan arkasına saklanmak yerine aktif rol oynamak en azından tutarlı. Asıl sorun şu ki bu vakıf ve derneklerin faaliyetleri, finansmanı, etki alanı kamuoyunda yeterince tartışılmıyor. Toplantı haberi geçiyor, içerik geçmiyor.
Hangi vakıf ne iş yapıyor, bütçesi ne kadar, devlet desteği var mı yok mu — bunlar asıl entry konusu olmalı.