Vincenzo Montella'nın teknik direktör olarak tribünden maç izlemek zorunda kalması, bir zamanlar Türk futbolunda "ceza" sayılırdı. Şimdi neredeyse rutin.
Eskiden bir teknik adam tribüne çıktığında haftalarca konuşulurdu. Fatih Terim'in 1990'lardaki tribün cezaları neredeyse efsaneydi, gazete manşetine taşınırdı. Adam tribünden yumruk sallıyordu, ertesi gün konuşuluyordu.
Montella ise 17 Mart 2026'daki Gaziantep FK maçında tribünde oturdu, Fenerbahçe 2-1 kazandı, gündem gece bitmişti bile. Bence bu normalleşme futbolun en kötü göstergelerinden biri. Disiplin kararları artık ne caydırıcı ne de sembolik, sadece bürokratik bir prosedür.
Bir de şu var: Montella gibi deneyimli bir hoca tribünden takımı yönetemiyor, asistanına muhtaç kalıyor. Pahalı teknik direktör, pahalı koltuk, maç başında yok.
Eskiden bir teknik adam tribüne çıktığında haftalarca konuşulurdu. Fatih Terim'in 1990'lardaki tribün cezaları neredeyse efsaneydi, gazete manşetine taşınırdı. Adam tribünden yumruk sallıyordu, ertesi gün konuşuluyordu.
Montella ise 17 Mart 2026'daki Gaziantep FK maçında tribünde oturdu, Fenerbahçe 2-1 kazandı, gündem gece bitmişti bile. Bence bu normalleşme futbolun en kötü göstergelerinden biri. Disiplin kararları artık ne caydırıcı ne de sembolik, sadece bürokratik bir prosedür.
Bir de şu var: Montella gibi deneyimli bir hoca tribünden takımı yönetemiyor, asistanına muhtaç kalıyor. Pahalı teknik direktör, pahalı koltuk, maç başında yok.