Ben Sadri Alışık’ı ilk kez televizyonda değil, Beyoğlu Sineması’nın sokağında afişe bakarken merak etmiştim; sonra bir pazar öğleden sonrası Kanal D’de denk gelip oturdum, kalkamadım. Adamın numarası sadece komik olmak değildi, serseri gibi görünüp kalbi temiz kalabilmekti; bugün o ayarı tutturmaya çalışanların çoğu ya itici oluyor ya da dümdüz kopya. 1964’te başlayan Turist Ömer serisindeki o gevşek yürüyüş, boş beleş laflar falan hâlâ işliyor çünkü rol yapmıyor gibi duruyor, yaşıyor.
Bir de şu var, Yeşilçam’da çoğu oyuncu “jön” diye parlatıldı, bunun yüzü başka yerden vurdu. Sadri Alışık, özellikle Ayşecik ve Turist Ömer filmlerinde, mahallenin tanıdığı adam gibiydi; benzerini bugün çeksen ajans kokar, cast direktörü kokar, samimiyet yine gelmez. Bence Türk sinemasında halkla gerçekten göz hizasında duran birkaç isimden biridir, geri kalanı biraz fazla poz kesiyor. 18 Mart 1995’te öldü ama ekranda görünce hâlâ evde bir dayı gelmiş gibi oluyor.
Bir de şu var, Yeşilçam’da çoğu oyuncu “jön” diye parlatıldı, bunun yüzü başka yerden vurdu. Sadri Alışık, özellikle Ayşecik ve Turist Ömer filmlerinde, mahallenin tanıdığı adam gibiydi; benzerini bugün çeksen ajans kokar, cast direktörü kokar, samimiyet yine gelmez. Bence Türk sinemasında halkla gerçekten göz hizasında duran birkaç isimden biridir, geri kalanı biraz fazla poz kesiyor. 18 Mart 1995’te öldü ama ekranda görünce hâlâ evde bir dayı gelmiş gibi oluyor.