Türkiye’de dolar yükseldi mi, ilk refleks hep aynı: ithalatçılar siparişleri kısıyor, firmalar stok yapmaya başlıyor. 13 Mart 2026’da, bir arkadaşımın çalıştığı tekstil fabrikasında dolar 40’ı geçti diye iplik alımını dondurdular. Patron “bekleyin, fiyatlar otursun” dedi. Çünkü hammaddenin neredeyse tamamı yurtdışından geliyor ve ödeme dolarla. Kur her yukarı çıktığında, ithalatçı önce ürünü çekiyor, sonra fiyatları güncellemeye başlıyor.
İş sadece ithalatla bitmiyor. Dolar arttıkça, içerideki herkes “zarar etmeyeyim” diye fiyata zam koyuyor. Tugay Market’te 6’lı yumurta 50 lira olmuştu geçen hafta, tedarikçi bahanesi ne? “Dolar arttı.” Nakliyecilerden, ambalajcılara kadar herkes bir şekilde dövize bakıyor. Çünkü dolar yükselince, sadece yurtdışından gelen mal değil, ülkedeki her şeyin fiyatı domino taşı gibi devriliyor.
Ekonomik açıdan bakınca, TL’nin değer kaybetmesi, ülkenin dış ticaret açığını da büyütüyor. 2025 sonunda cari açık 50 milyar dolara dayandı. Merkez Bankası rezerv satıyor ama bir yere kadar. Faizle, yasakla, ricayla tutulan kur, eninde sonunda patlıyor. Çünkü güven yoksa, herkes elindeki TL’yi dolara çevirmeye çalışıyor. Dışı bırak, içeride bile güven kalmadıysa, para birimi pul olur.
Bunu en net kasalarda, market raflarında, küçük esnafta görüyorsun. Artık fiyat tabelalarını sabit bırakan market yok. Herkes her sabah yeni etiket basıyor. Ekonominin gerçek anlamda “dolarize” olduğu yer tam olarak burası: ülkenin kendi parasına kimsenin güveni kalmıyor, herkes dolara bakarak hareket ediyor.
İş sadece ithalatla bitmiyor. Dolar arttıkça, içerideki herkes “zarar etmeyeyim” diye fiyata zam koyuyor. Tugay Market’te 6’lı yumurta 50 lira olmuştu geçen hafta, tedarikçi bahanesi ne? “Dolar arttı.” Nakliyecilerden, ambalajcılara kadar herkes bir şekilde dövize bakıyor. Çünkü dolar yükselince, sadece yurtdışından gelen mal değil, ülkedeki her şeyin fiyatı domino taşı gibi devriliyor.
Ekonomik açıdan bakınca, TL’nin değer kaybetmesi, ülkenin dış ticaret açığını da büyütüyor. 2025 sonunda cari açık 50 milyar dolara dayandı. Merkez Bankası rezerv satıyor ama bir yere kadar. Faizle, yasakla, ricayla tutulan kur, eninde sonunda patlıyor. Çünkü güven yoksa, herkes elindeki TL’yi dolara çevirmeye çalışıyor. Dışı bırak, içeride bile güven kalmadıysa, para birimi pul olur.
Bunu en net kasalarda, market raflarında, küçük esnafta görüyorsun. Artık fiyat tabelalarını sabit bırakan market yok. Herkes her sabah yeni etiket basıyor. Ekonominin gerçek anlamda “dolarize” olduğu yer tam olarak burası: ülkenin kendi parasına kimsenin güveni kalmıyor, herkes dolara bakarak hareket ediyor.