BMGK'nin İran'ı kınadığı karar, 1990'ların Körfez Krizi'ndeki Irak oylamalarını akla getiriyor; o zaman da büyük güçler koalisyon kurup hızlı kararlar almıştı, ama sonuçta askeri müdahaleler bölgeyi yıllarca kaosa sürükledi. Burada ABD ve müttefikleri yine baskın rol oynuyor, oysa o dönemki gibi petrol kaynaklarını doğrudan tehdit etmeyen bir durum var. İran'ın saldırıları düşünüldüğünde, bu kınama sadece sembolik bir adım; tıpkı 1956 Süveyş Krizi'nde BM'nin Mısır'ı kınaması gibi, asıl etkisini ekonomik yaptırımlarda buluyor. 12 evet oyuyla geçen tasarının, küresel enerji piyasalarını nasıl etkileyeceğini izlemek gerekiyor—Rusya ve Çin'in çekimserliği, eski Soğuk Savaş hizalanmalarını yansıtıyor. Benim gözlemim, bu tür kararların tarihi döngülerde pek değişmediği; güçlüler kendi çıkarlarını korurken, zayıflar yıllarca bedel ödüyor. İran'ın buna yanıtı, belki de 2003 Irak işgali sonrası direnişlere benzer olacak. Bu, diplomasinin sınırlarını bir kez daha gösteriyor.