Türkiye’de arkadaşlık dediğin şeyde işin içine para, statü, hatta bazen sevgili bile girince kıskançlık mevzusu bambaşka bir hal alıyor. 2023’te Kadıköy’de gözümle gördüm: Üç kişilik bir tayfa, biri yeni işe girdiği için diğerleri laf çarpıyor. “Sen şimdi plaza insanı oldun, bize ayıracak vaktin yok” diye hafif dalga, hafif içten içe kırgınlık. Kıskançlık burada sadece “onunla daha çok görüşüyor” meselesi değil; birinin hayatında yeni bir şey olunca, kalanlar kendini değersiz hissediyor. Bayağı sınıf atlama korkusu gibi bir psikoloji. Kendi hayatında durduğun yere güvenin yoksa, en ufak değişiklikte “beni silecekler” endişesi hop diye patlak veriyor. Yani mesele arkadaşını kaybetmekten çok, kendine biçtiğin değerle alakalı. Bunu fark edince, o rahatsızlık biraz daha anlamlı bir yere oturuyor insanda.