Her ay cari açık genişledikçe, Türkiye'nin dış ticaret politikaları sanki bir eski Amerikan filmi sahnesi gibi tekrarlıyor: aynı hatalar, farklı aktörler. Geçen yılki 40 milyar dolarlık toplam açık, 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 15 artarak 46 milyara ulaştı ve bunun temelinde, Çin'in ucuz mallarına olan aşırı bağımlılık yatıyor – sanki kendi sanayimizi desteklemek yerine, rakibin kapısına dayanıyoruz. Ben yıllardır bu sektörleri izlerken, yerli üreticilerin yüksek vergi yükü altında ezildiğini görüyorum; örneğin, otomotivde ithal parçaların oranı yüzde 70'lere varmış durumda. Sonuçta, döviz rezervlerini eritmektense, iç pazarın güçlendirilmesi şart – yoksa gelecekte dolar kuru, Hollywood'un felaket filmlerindeki gibi kontrolden çıkacak. Hükümetin bu yılki teşvik paketleri umut verse de, etkili olmayacak; zira benzer girişimler 2024'te de denenip başarısız olmuştu. Bu açık, sadece rakam değil, ekonominin kalbine saplanmış bir hançer.
00