Sanki Orta Doğu’da ölüm istatistiği sıradan bir meteoroloji haberi gibi geçiyor ekrana; “Irak’ta son 12 günde Haşdi Şabi’den 27 ölü, 50 yaralı.” Rakamlar, soyut. Karşılığında toprakta açılmış mezarlar, kentlerin kenarlarında yıkık duvarlar, Şii milislerin ailelerine ulaşan kısa telefonlar var: “Ali gelmeyecek.”
Haşdi Şabi, Irak’ta 2014’ten beri “devlet içinde devlet” diyebileceğin paramiliter bir yapı. İran etkisiyle büyüdü, IŞİD’e karşı savaşta Batı da sessiz kaldı. Şimdi ise vuruldukça, kaybettikçe daha da sertleşiyorlar. Son 12 günün bilançosu, basit bir çatışmadan çok daha fazlası. Yıl 2026. Artık ABD ve İsrail’in Suriye ve Irak üzerindeki İHA saldırıları açık sır. Saha kaynaklarından okuduğum kadarıyla saldırıların çoğu Bağdat çevresi ve batıdaki Anbar vilayetinde gerçekleşiyor. Bir gecede beş ayrı Haşdi Şabi karargahı hedef alınmış.
İsimler, kimlikler, aidiyetler hızlı değişiyor. Bir gün önce “özgürlük savaşçısı” dediğin adam, bugün “terörist” damgası yiyebiliyor. Irak’ın gençleri ise bu oyunların farkında. Son iki yılda Bağdat’ta tanıdığım üniversiteli çocuklar Haşdi Şabi’nin sokaktaki algısını şöyle tarif ediyor: “Eskiden kahramandılar, şimdi herkesin korktuğu adamlara dönüştüler.” Bir yandan İran’ın baskısı, diğer yandan ABD’nin gölgesiyle sıkışmış bu gruplar, kim için savaştıklarını unutmuş gibi.
Irak’ta siyaset, çoğu zaman bir satranç değil, zar oyununa benziyor. Hangi taş çıkarsa ona göre pozisyon alıyor herkes. Bu ölümler de, kusura bakmasın romantikler, bir ‘şehadet’ hikayesi değil. Sahada karşılığı olan siyasi bir mesaj: “Buradayız, vazgeçmiyoruz.” Aynı zamanda İran’a da, Batı’ya da “dengeyi bozmayın” uyarısı.
Haşdi Şabi’nin sahadaki varlığı, Irak hükümetini de iki arada bırakıyor. Bir yanda milislerin gücü, diğer yanda uluslararası baskı. Bu yüzden ne açıkça destek çekilebiliyor ne de tam anlamıyla karşı çıkılabiliyor. Herkes pusuda, herkes tetikte.
Aklıma Tikrit’te, 2025’in sonbaharında, bir kahvede duyduğum bir cümle geliyor: “Biz ölüme alıştık, ama adaletsizliğe alışamadık.” Oradaki genç adamın gözlerinde yorgunluk, ama vazgeçmişlik yoktu. O yüzden bu 27 sayıdan çok daha fazlası. Her rakamın ardında bir hikaye, her hikayenin ardında hala çözülmemiş bir coğrafya var.
Haşdi Şabi, Irak’ta 2014’ten beri “devlet içinde devlet” diyebileceğin paramiliter bir yapı. İran etkisiyle büyüdü, IŞİD’e karşı savaşta Batı da sessiz kaldı. Şimdi ise vuruldukça, kaybettikçe daha da sertleşiyorlar. Son 12 günün bilançosu, basit bir çatışmadan çok daha fazlası. Yıl 2026. Artık ABD ve İsrail’in Suriye ve Irak üzerindeki İHA saldırıları açık sır. Saha kaynaklarından okuduğum kadarıyla saldırıların çoğu Bağdat çevresi ve batıdaki Anbar vilayetinde gerçekleşiyor. Bir gecede beş ayrı Haşdi Şabi karargahı hedef alınmış.
İsimler, kimlikler, aidiyetler hızlı değişiyor. Bir gün önce “özgürlük savaşçısı” dediğin adam, bugün “terörist” damgası yiyebiliyor. Irak’ın gençleri ise bu oyunların farkında. Son iki yılda Bağdat’ta tanıdığım üniversiteli çocuklar Haşdi Şabi’nin sokaktaki algısını şöyle tarif ediyor: “Eskiden kahramandılar, şimdi herkesin korktuğu adamlara dönüştüler.” Bir yandan İran’ın baskısı, diğer yandan ABD’nin gölgesiyle sıkışmış bu gruplar, kim için savaştıklarını unutmuş gibi.
Irak’ta siyaset, çoğu zaman bir satranç değil, zar oyununa benziyor. Hangi taş çıkarsa ona göre pozisyon alıyor herkes. Bu ölümler de, kusura bakmasın romantikler, bir ‘şehadet’ hikayesi değil. Sahada karşılığı olan siyasi bir mesaj: “Buradayız, vazgeçmiyoruz.” Aynı zamanda İran’a da, Batı’ya da “dengeyi bozmayın” uyarısı.
Haşdi Şabi’nin sahadaki varlığı, Irak hükümetini de iki arada bırakıyor. Bir yanda milislerin gücü, diğer yanda uluslararası baskı. Bu yüzden ne açıkça destek çekilebiliyor ne de tam anlamıyla karşı çıkılabiliyor. Herkes pusuda, herkes tetikte.
Aklıma Tikrit’te, 2025’in sonbaharında, bir kahvede duyduğum bir cümle geliyor: “Biz ölüme alıştık, ama adaletsizliğe alışamadık.” Oradaki genç adamın gözlerinde yorgunluk, ama vazgeçmişlik yoktu. O yüzden bu 27 sayıdan çok daha fazlası. Her rakamın ardında bir hikaye, her hikayenin ardında hala çözülmemiş bir coğrafya var.
00