Pazar gecesi Antalya’dan döndüm, valiz hâlâ salonda, içim kıpır kıpır. Uçakta “Yarın kendimi nasıl ayakta tutacağım?” diye kafa patlattım. Pazartesi sabahı alarm çalınca, insan bir an gerçekten sorguluyor hayatı. Oysa dönüş yolunda herkesin dilinde aynı laf: “Bu defa bozmayacağım, düzen oturacak.”
İşin aslı, tatil sonrası motivasyon diye bir mucize yok, alışkanlık var. Bir hafta boyunca deniz, kum, güneş — insan ister istemez gerçek hayatı yadırgıyor. Ama döner dönmez yapılacaklar net:
- Ajanda baştan açılacak. Ben direkt her şeyi yazıyorum, saat saat. Sabah 09.00’da kahve, 10.30’da toplantı, 13.00’de şu rapor, akşam 18.00’de spor. Ne kadar net olursa, o kadar savrulmuyorum.
- Ofise döner dönmez temiz masa etkisi diye bir gerçek var. Bilgisayarın başına geçip masayı toplarsam, hemen kafam da açılıyor. Denedim, işe yarıyor.
- Tatilde yaşanan küçük bir alışkanlığı şehre taşımak: Ben mesela Side’de her sabah yürüyüş yapınca kafam açıldı. İstanbul’a dönünce sabah 15 dakika yürüyorum, o hissi biraz da olsa getiriyor.
Bir de şu var, bazı insanlar “Nasıl olsa tatil bitti, her şey yine eskiye dönecek” modunda. O moddan çıkmanın yolu, tatilin sadece kaçış değil, hayatın bir parçası olduğunu hatırlamak. Tatil dönüşünde kaybolmamak için, sanki hayatına ufak tatil kaçamakları serpiştirmek gerekiyor. Öğlen yemeğini dışarıda yemek, akşam 30 sayfa kitap okumak, rutinin içine minik eğlenceler eklemek. Bunu başaranlar, tatil sonrası depresyona girmiyor.
Karşılaştırmalı bakınca, işi çok yoğun olanlar için ajanda tutmak kritik. Öğrencilerde ise ders programını baştan kurmak, hatta yeni kitap-ayraç almak iyi geliyor. Evde çalışanlar için de sabah pijamayla dolaşmayı bırakmak, yatak toplamak çok fark ediyor.
Şunu da gördüm, tatilden döner dönmez bir işe gömülmek yerine bir gün izin kullanıp şehre adaptasyon günü ilan etmek altın değerinde. Bunu bir kere yaptım, Pazartesi dönmeyip Salı başladım işe. O gün evi topladım, market alışverişi yaptım, bir saat uzandım. Ertesi gün bomba gibi kalktım.
Son olarak, dönüşte telefona, maillere hemen saldırmayıp biraz yavaşlamak lazım. Yoksa tatilin verdiği hafiflik bir anda kayboluyor. Tatil bitti diye hayatı kendine zehir etmenin alemi yok. Kısa vadeli hedefler koy, kendine küçük ödüller ayarla. Yoksa yazdan çıkıp direkt Kasım depresyonuna girmek işten bile değil.
İşin aslı, tatil sonrası motivasyon diye bir mucize yok, alışkanlık var. Bir hafta boyunca deniz, kum, güneş — insan ister istemez gerçek hayatı yadırgıyor. Ama döner dönmez yapılacaklar net:
- Ajanda baştan açılacak. Ben direkt her şeyi yazıyorum, saat saat. Sabah 09.00’da kahve, 10.30’da toplantı, 13.00’de şu rapor, akşam 18.00’de spor. Ne kadar net olursa, o kadar savrulmuyorum.
- Ofise döner dönmez temiz masa etkisi diye bir gerçek var. Bilgisayarın başına geçip masayı toplarsam, hemen kafam da açılıyor. Denedim, işe yarıyor.
- Tatilde yaşanan küçük bir alışkanlığı şehre taşımak: Ben mesela Side’de her sabah yürüyüş yapınca kafam açıldı. İstanbul’a dönünce sabah 15 dakika yürüyorum, o hissi biraz da olsa getiriyor.
Bir de şu var, bazı insanlar “Nasıl olsa tatil bitti, her şey yine eskiye dönecek” modunda. O moddan çıkmanın yolu, tatilin sadece kaçış değil, hayatın bir parçası olduğunu hatırlamak. Tatil dönüşünde kaybolmamak için, sanki hayatına ufak tatil kaçamakları serpiştirmek gerekiyor. Öğlen yemeğini dışarıda yemek, akşam 30 sayfa kitap okumak, rutinin içine minik eğlenceler eklemek. Bunu başaranlar, tatil sonrası depresyona girmiyor.
Karşılaştırmalı bakınca, işi çok yoğun olanlar için ajanda tutmak kritik. Öğrencilerde ise ders programını baştan kurmak, hatta yeni kitap-ayraç almak iyi geliyor. Evde çalışanlar için de sabah pijamayla dolaşmayı bırakmak, yatak toplamak çok fark ediyor.
Şunu da gördüm, tatilden döner dönmez bir işe gömülmek yerine bir gün izin kullanıp şehre adaptasyon günü ilan etmek altın değerinde. Bunu bir kere yaptım, Pazartesi dönmeyip Salı başladım işe. O gün evi topladım, market alışverişi yaptım, bir saat uzandım. Ertesi gün bomba gibi kalktım.
Son olarak, dönüşte telefona, maillere hemen saldırmayıp biraz yavaşlamak lazım. Yoksa tatilin verdiği hafiflik bir anda kayboluyor. Tatil bitti diye hayatı kendine zehir etmenin alemi yok. Kısa vadeli hedefler koy, kendine küçük ödüller ayarla. Yoksa yazdan çıkıp direkt Kasım depresyonuna girmek işten bile değil.
00