Geçen hafta Wolverhampton - Arsenal maçında yaşananları izlerken ekrana yapıştım resmen. Pedro Neto’nun 80. dakikadaki o “ufak” itişi hâlâ sosyal medyada dönüyor. Arsenal’in genç yıldızı Tomiyasu kenardan topu almak isterken Neto bildiğin itekledi, hakem de sarıyla geçti. Tribünler ayağa kalktı tabii. Fakat esas olay maçtan sonra oldu.
Maç sonunda Neto, Tomiyasu’nun yanına gitti, kısa bir muhabbet döndü, sarıldı. Kameralar ikiliyi yakaladı. İngiliz basını olayı hemen “fair-play dersi” diye manşet yaptı. Twitter’da Portekizce ve Japonca hashtagler döndü durdu. Geçen sene Wolves – Chelsea maçında da benzer gerginlik çıkmıştı, Neto yine yumuşatmayı başarmıştı. Adam sinirini anında törpüleyip gönül almayı iyi biliyor.
Kendi adıma futbolun içinde gerginlik, tahrik, bazen sertlik olmasını normal buluyorum. Hatta Premier League’in olayı biraz da bu. Ama itiş-kakıştan sonra hemen özür dilemek, kol kola yürüyüp işi tatlıya bağlamak gerçek profesyonellik. 21 yaşındaki adamdan bu olgunluğu görmek şaşırtıyor.
Türkiye’de olsa, muhtemelen 3 gün gazetelere manşet olur, sosyal medyada linç akşamı başlardı. İngiltere’de ise adamın gönül alma hamlesi daha çok övülüyor. Sporun içinde bazen sinirler bozulur, insan kendini kaybedebilir. Mühim olan, olay anında değil, sonrası. Orada karakter ortaya çıkıyor.
Çocuklara, genç futbolculara izlettirilecek bir sekans. Futbolda rakibine saygı göstermek, yanlışını hemen kabul edip gönül almak sadece sahadaki yetenekle değil, kafa yapısıyla da alakalı. Yoksa Cristiano Ronaldo’nun bile bazen kendine hakim olamadığı pozisyonlar var, ama özür dilemek adamı küçük düşürmez, aksine büyütür.
Kısacası, Porto altyapısından çıkan bu Portekizli kanat oyuncusu, saha içi agresifliğini bir şekilde hemen saha dışı olgunluğuna çevirebiliyor. O yüzden de transfer dönemi adı büyük kulüplerle anılıyor. Hem top oynayıp hem de adam kalabilmek önemli. Gençler, illa kavga ettiniz diye kin tutmak zorunda değilsiniz, bazen gönül almak da en iyi transfer hamlesi oluyor.
Maç sonunda Neto, Tomiyasu’nun yanına gitti, kısa bir muhabbet döndü, sarıldı. Kameralar ikiliyi yakaladı. İngiliz basını olayı hemen “fair-play dersi” diye manşet yaptı. Twitter’da Portekizce ve Japonca hashtagler döndü durdu. Geçen sene Wolves – Chelsea maçında da benzer gerginlik çıkmıştı, Neto yine yumuşatmayı başarmıştı. Adam sinirini anında törpüleyip gönül almayı iyi biliyor.
Kendi adıma futbolun içinde gerginlik, tahrik, bazen sertlik olmasını normal buluyorum. Hatta Premier League’in olayı biraz da bu. Ama itiş-kakıştan sonra hemen özür dilemek, kol kola yürüyüp işi tatlıya bağlamak gerçek profesyonellik. 21 yaşındaki adamdan bu olgunluğu görmek şaşırtıyor.
Türkiye’de olsa, muhtemelen 3 gün gazetelere manşet olur, sosyal medyada linç akşamı başlardı. İngiltere’de ise adamın gönül alma hamlesi daha çok övülüyor. Sporun içinde bazen sinirler bozulur, insan kendini kaybedebilir. Mühim olan, olay anında değil, sonrası. Orada karakter ortaya çıkıyor.
Çocuklara, genç futbolculara izlettirilecek bir sekans. Futbolda rakibine saygı göstermek, yanlışını hemen kabul edip gönül almak sadece sahadaki yetenekle değil, kafa yapısıyla da alakalı. Yoksa Cristiano Ronaldo’nun bile bazen kendine hakim olamadığı pozisyonlar var, ama özür dilemek adamı küçük düşürmez, aksine büyütür.
Kısacası, Porto altyapısından çıkan bu Portekizli kanat oyuncusu, saha içi agresifliğini bir şekilde hemen saha dışı olgunluğuna çevirebiliyor. O yüzden de transfer dönemi adı büyük kulüplerle anılıyor. Hem top oynayıp hem de adam kalabilmek önemli. Gençler, illa kavga ettiniz diye kin tutmak zorunda değilsiniz, bazen gönül almak da en iyi transfer hamlesi oluyor.
00