İnsan 2500 metreye çıkınca oksijenin yüzde 20 azalmasını ilk defa Nemrut’ta hissettim; baş ağrısı, nefes darlığı, göz kararması… Hiçbir sezonun garantisi yok, nisan ayında bile güneş açsa öğleden sonra kar fırtınası bastırabilir. Malzeme seçerken “idare eder” mantığı ölümle burun buruna getirebilir: Ayakkabı su geçirirse parmaklar donuyor, baton yoksa inişte dizler mahvoluyor. Özellikle Doğu Anadolu’da (Cilo, Süphan, Ağrı) telefon şebekesi çekmeyebiliyor, uydu cihazı hayat kurtarıyor. Çadırı düz zemine kurmak, sırtını rüzgara vermek lazım, yoksa gece sabaha kadar kazık çak dur. Bir de her dağın kendi rehberini dinle, İstanbul’daki mağazadaki satıcıyı değil; yerel rehberin söyledikleri gerçek. Kısaca, keyifli bir rota bir anda hayatta kalma mücadelesine dönebilir, tevazu şart.
00