Geçen hafta Ataşehir’deki cami avlusunda devasa bir çadır kurdular, üstünde kocaman “Şehitlere Vefa” pankartı. Her sene Ramazan Bayramı yaklaşınca benzerini görüyoruz. Belediyenin işi gücü bırakıp protokol dizmesinden bıktım. Protokolde poz verenler, kameralar kapandı mı ilk önce sıvışıyor. O gün orada bulunan şehit ailelerinin çoğunu tanıyorum; kimisi 2016’da, kimisi çok daha önce oğlunu kaybetmiş. Her bayram yaklaşırken bu programlar rutine bağladı, içi boş bir gösteriye döndü.
Bir kere, vefa denen şey üç saatlik programla, şatafatlı konuşmalarla sağlanmaz. 19 yaşında oğlunu kaybeden annenin derdi, tek seferlik hatırlanmak değil. O insanların yıllık ihtiyaçları, psikolojik desteği, çoğu kez maddi sıkıntısı var. “Vefa” kelimesiyle PR yapmak, kısa vadede siyasi puan kazandırıyor olabilir ama uzun vadede kimse yemiyor.
Dikkat ediyorum, 2018’den beri bu programlar artıyor. 2024’te İstanbul’da 20’nin üzerinde “Şehitlere Vefa” başlıklı etkinlik yapıldı. Her biri ayrı mekan, ayrı protokol, ama içerik hep aynı: konuşmalar, Kur’an, lokma, kamera. Sonra herkes dağılıyor, ertesi gün gündem başka. Gerçekten yardım eden, yıl boyunca yanında olan kaç kişi? Şehit ailesiyle sadece yılda bir kez selfie çekip sosyal medyaya koymak vefa değil, bence baya baya samimiyetsizlik.
Bir de acılı ailelerin sürekli kameralar önüne çıkarılması var. İnsanların acısı üzerinden prim yapmak kadar ucuz bir şey yok. O anları yaşayanlara kimse sormuyor: “Gerçekten burada olmak ister misin?” diye. Çünkü asıl amaç, acıyı paylaşmak değil, acıyı sergilemek. 9 yıldır aynı mahallede yaşayan birisi olarak, bayramdan bayrama hatırlanan şehit ailesinin hislerini de, bu işin “göstermelik” kısmını da yakından görüyorum.
Bir de şu var: Şehitliğe sahip çıkmak sadece törenle olmuyor. O askerlerin, polislerin neden hayatını kaybettiğini unutmamak, onların arkasında duran sistemi sorgulamak lazım. “Vefa” diyorsak, sadece dua edip, lokma dağıtmak yetmez. Devletin sosyal politikası, güvenlik politikası, şehit yakınlarına yıl boyunca verdiği destek önemli. 2025’te hâlâ çocuklarına tablet alamayan, evinde soba yakan şehit ailesi varsa, orada vefa yoktur, sadece laf vardır.
Özetle, bu tür programlar samimi olsa bile, uygulama kısmı çok zayıf. Laf değil, icraat lazım. Şehit aileleri yılda bir gün değil, her gün hatırlanmalı. Aksi, şehitliğin kutsallığını da, vefa kavramını da sulandırıyor.
Bir kere, vefa denen şey üç saatlik programla, şatafatlı konuşmalarla sağlanmaz. 19 yaşında oğlunu kaybeden annenin derdi, tek seferlik hatırlanmak değil. O insanların yıllık ihtiyaçları, psikolojik desteği, çoğu kez maddi sıkıntısı var. “Vefa” kelimesiyle PR yapmak, kısa vadede siyasi puan kazandırıyor olabilir ama uzun vadede kimse yemiyor.
Dikkat ediyorum, 2018’den beri bu programlar artıyor. 2024’te İstanbul’da 20’nin üzerinde “Şehitlere Vefa” başlıklı etkinlik yapıldı. Her biri ayrı mekan, ayrı protokol, ama içerik hep aynı: konuşmalar, Kur’an, lokma, kamera. Sonra herkes dağılıyor, ertesi gün gündem başka. Gerçekten yardım eden, yıl boyunca yanında olan kaç kişi? Şehit ailesiyle sadece yılda bir kez selfie çekip sosyal medyaya koymak vefa değil, bence baya baya samimiyetsizlik.
Bir de acılı ailelerin sürekli kameralar önüne çıkarılması var. İnsanların acısı üzerinden prim yapmak kadar ucuz bir şey yok. O anları yaşayanlara kimse sormuyor: “Gerçekten burada olmak ister misin?” diye. Çünkü asıl amaç, acıyı paylaşmak değil, acıyı sergilemek. 9 yıldır aynı mahallede yaşayan birisi olarak, bayramdan bayrama hatırlanan şehit ailesinin hislerini de, bu işin “göstermelik” kısmını da yakından görüyorum.
Bir de şu var: Şehitliğe sahip çıkmak sadece törenle olmuyor. O askerlerin, polislerin neden hayatını kaybettiğini unutmamak, onların arkasında duran sistemi sorgulamak lazım. “Vefa” diyorsak, sadece dua edip, lokma dağıtmak yetmez. Devletin sosyal politikası, güvenlik politikası, şehit yakınlarına yıl boyunca verdiği destek önemli. 2025’te hâlâ çocuklarına tablet alamayan, evinde soba yakan şehit ailesi varsa, orada vefa yoktur, sadece laf vardır.
Özetle, bu tür programlar samimi olsa bile, uygulama kısmı çok zayıf. Laf değil, icraat lazım. Şehit aileleri yılda bir gün değil, her gün hatırlanmalı. Aksi, şehitliğin kutsallığını da, vefa kavramını da sulandırıyor.
00