İstanbul’da Belgrad Ormanı’nda bir kere ayakkabı seçmeyip Converse’le yürüyüşe çıkmıştım, hâlâ dizlerim ara ara ağrıyor. Şehirde apartmandan markete gider gibi tıngır mıngır yürümekle doğada yürümek arasında acayip fark var. Herkes motivasyon postları paylaşıyor ama kimse yanına sivrisinek spreyi almamış suratları şişmiş halini koymuyor mesela. Şakası yok, doğa bildiğin acımasız.
En barizinden başlarsak:
- DÜZGÜN AYAKKABI. Bunu es geçtin mi, yandın. 20 kilometreyi çorapla bitirme ihtimalin var. Decathlon’da satılan en ucuz outdoor ayakkabı bile, Converse’den ya da spor salonu sneaker’ından iyi.
- Su. “Yolda çeşme vardır” diyenlerin çoğu üçüncü kilometreden sonra köy çeşmesinde çamurlu su bulunca anca selfie’yle yetiniyor. 1 litrelik matara yetmiyor, yanına yedek al.
- Hava durumunu kontrol et. Geçen sene 2 Mayıs’ta Polonezköy’de yağmura yakalanıp, kısa kollu tişörtle bulaşık gibi ıslandım. Hâlâ burnum sızlıyor.
- Telefon çekmeyebilir, Google Maps bir yere kadar. Harita indir, powerbank al. Şarj sıkıntısı şehirde sıkıcı, doğada bayağı tehlikeli.
Bir de grupta “ben yolu biliyorum” diye ortaya atılan tipler oluyor. Adam Google’da iki blog okuyup rehber kesiliyor. İstanbul’daki Ayvat Bendi’nden ormanın içine dalıp, dört kişiyle beraber neredeyse jandarmaya konum atıyorduk. Rehberin tecrübesi varsa tamam, yoksa gruptan ayrılma, patikada kaybolmak Instagram’da güzel durmuyor.
İşin bir de ekipman faslı var. Millet video çeksin diye GoPro, drone taşıyor, suyu, atıştırmalığı unutuyor. Aç kalıp yolda badem arayan gördüm ben. Yanına mutlaka enerji barı, kuruyemiş, bir de bandaj al. Millet “aman canım, ne olacak” diyor; bir taşta ayağını burkanı, çalıda kolunu çizenleri izledim.
Bir de kene muhabbeti… Özellikle yazın Kırklareli tarafına giden, kısa şortla çimenlere oturan salaklar var. Kanını emdirip üstüne kahkaha atanı da gördüm. Eylül 2025’te bir arkadaş, kene yüzünden hem tatili hem sağlığı söndürdü. Böcek ilacı, uzun pantolon şart.
Son olarak, o “doğal ortamda müzik açıp eğlenelim” tayfasına ayrı uyuzum. Doğada sessizlik kadar lüks hiçbir şey yok. YouTube’dan “doğa yürüyüşü playlisti” açanları da, yanına kamp sandalyesi taşıyarak 500 metre yürüyüp pes edenleri de canlı gözle gördüm.
Yani herkesin hikayesi yürüyüşten önce başlıyor, doğada panik olmamak için önceden sağlam hazırlık şart. Instagram’da doğa pozu kasmak kolay, iş ciddiye binince kimse story atmıyor. Başına gelmeden anlamıyor insan.
En barizinden başlarsak:
- DÜZGÜN AYAKKABI. Bunu es geçtin mi, yandın. 20 kilometreyi çorapla bitirme ihtimalin var. Decathlon’da satılan en ucuz outdoor ayakkabı bile, Converse’den ya da spor salonu sneaker’ından iyi.
- Su. “Yolda çeşme vardır” diyenlerin çoğu üçüncü kilometreden sonra köy çeşmesinde çamurlu su bulunca anca selfie’yle yetiniyor. 1 litrelik matara yetmiyor, yanına yedek al.
- Hava durumunu kontrol et. Geçen sene 2 Mayıs’ta Polonezköy’de yağmura yakalanıp, kısa kollu tişörtle bulaşık gibi ıslandım. Hâlâ burnum sızlıyor.
- Telefon çekmeyebilir, Google Maps bir yere kadar. Harita indir, powerbank al. Şarj sıkıntısı şehirde sıkıcı, doğada bayağı tehlikeli.
Bir de grupta “ben yolu biliyorum” diye ortaya atılan tipler oluyor. Adam Google’da iki blog okuyup rehber kesiliyor. İstanbul’daki Ayvat Bendi’nden ormanın içine dalıp, dört kişiyle beraber neredeyse jandarmaya konum atıyorduk. Rehberin tecrübesi varsa tamam, yoksa gruptan ayrılma, patikada kaybolmak Instagram’da güzel durmuyor.
İşin bir de ekipman faslı var. Millet video çeksin diye GoPro, drone taşıyor, suyu, atıştırmalığı unutuyor. Aç kalıp yolda badem arayan gördüm ben. Yanına mutlaka enerji barı, kuruyemiş, bir de bandaj al. Millet “aman canım, ne olacak” diyor; bir taşta ayağını burkanı, çalıda kolunu çizenleri izledim.
Bir de kene muhabbeti… Özellikle yazın Kırklareli tarafına giden, kısa şortla çimenlere oturan salaklar var. Kanını emdirip üstüne kahkaha atanı da gördüm. Eylül 2025’te bir arkadaş, kene yüzünden hem tatili hem sağlığı söndürdü. Böcek ilacı, uzun pantolon şart.
Son olarak, o “doğal ortamda müzik açıp eğlenelim” tayfasına ayrı uyuzum. Doğada sessizlik kadar lüks hiçbir şey yok. YouTube’dan “doğa yürüyüşü playlisti” açanları da, yanına kamp sandalyesi taşıyarak 500 metre yürüyüp pes edenleri de canlı gözle gördüm.
Yani herkesin hikayesi yürüyüşten önce başlıyor, doğada panik olmamak için önceden sağlam hazırlık şart. Instagram’da doğa pozu kasmak kolay, iş ciddiye binince kimse story atmıyor. Başına gelmeden anlamıyor insan.
00