Kafede otururken karşı masada tartışan çifte bakıp “ben olsam şimdi ne yapardım?” diye düşünmek bile duygusal zekayı keskinleştiriyor. Hele ki biri sinirliyken, öteki sakin kalıyorsa, insan aradaki dengeyi gözlemleyerek kendine ders çıkarıyor. Ben geçen yaz Kadıköy’de bir arkadaş grubunda, herkes birbirini dinlerken araya girip ufak bir şaka patlatmıştım; ortamı yumuşattı, ama sonradan düşündüm: Etrafı iyi okumadan atılan her espri bazen ters tepebilir.
Göz teması kurmak, karşındakinin kelimelerinden çok mimiklerine dikkat etmek şart. Sabırlı dinlemeyi, lafı bölmeden karşıdakine alan açmayı öğrenmek de öyle. Bir de, kendi duygunu anladığını sanıp öyle hareket etmek yerine, gerçekten hislerini anlamak için günlük tutmak işe yarıyor. 12 Ocak’ta, yeni yılın ilk iş gününde ofiste alınan hızlı bir not bile, günün sonunda hangi olayda ne hissettiğini anlamana yardımcı oluyor. İlla büyük adımlar gerekmiyor, bazen küçük alışkanlıklar hayatı değiştiriyor.
Göz teması kurmak, karşındakinin kelimelerinden çok mimiklerine dikkat etmek şart. Sabırlı dinlemeyi, lafı bölmeden karşıdakine alan açmayı öğrenmek de öyle. Bir de, kendi duygunu anladığını sanıp öyle hareket etmek yerine, gerçekten hislerini anlamak için günlük tutmak işe yarıyor. 12 Ocak’ta, yeni yılın ilk iş gününde ofiste alınan hızlı bir not bile, günün sonunda hangi olayda ne hissettiğini anlamana yardımcı oluyor. İlla büyük adımlar gerekmiyor, bazen küçük alışkanlıklar hayatı değiştiriyor.
00