Fulya’daki stadın önünden her geçtiğimde, bir sonraki sezonun “çok daha iyi” olacağına dair ilanlar, yönetici açıklamaları, sosyal medyada dönen umut pompalayan videolar… Kaç sezon oldu, saymayı bıraktım. Hâlâ aynı cümle: “Beşiktaş’ımız çok daha iyi olacak.” 2023’te transfer sezonu bittiğinde, “Bu kez tamam” dedik. Sonra Kasım’da yine yerlerde sürünen bir takım, taraftara ayran döken bir yönetim, soyunma odasında hoca kovalamaca.
Yönetimler değişiyor, teknik direktörler kaçar takla atıyor, ama ne hikmetse “daha iyi olacak” diye diye aynı yerden dönüyoruz. Ekim 2025’te, Adana Demir’e Vodafone Park’ta 3-0 kaybederken tribünden biri “Seneye çok daha iyi olacağız!” diye bağırdı, çıldırmamak elde değil. İnsan bazen umudundan utanır hale geliyor. “Kötü gidişin sonu bu sefer iyiye çıkar mı?” diye soranlar var, fena halde romantikler.
Beşiktaş’ı kötü yapan, sahadaki adamlardan çok, her sene baştan yaratılıyormuş gibi yapılan plansızlık. “Bir dahaki yaz çözeceğiz” masalları döndükçe, üç ay sonra yeni bir sportif direktör, beş adet menajer oyuncusu, sezon ortası hoca değişikliği. Aynı terane. Samet Aybaba’dan Rasim Kara’ya kadar, “sistem kuracağız” diyen herkesin altını yemişler. En son hangi sezon, gerçekten taş gibi takım kuruldu, kimse hatırlamıyor; 2015-2017 arası Şenol Güneş dönemi mi, yoksa o da nostaljinin cilası mı?
Bir de finansal kriz mevzusu var. Kulüp borç batağında, transferleri “sponsor desteğiyle” açıklıyorlar, ama iş başarıya gelince “Şanlı Beşiktaş taraftarı” deyip geçiştiriyorlar. Her sene kombineye zam, her sene forma fiyatı astronomik. Sonra tribünler neden boş, diyorlar. Geçen ay Kartal Yuvası’na uğradım: 2026 sezon forması 3899 TL. Eskiden alınan “birlik” duygusu, şimdi sadece “yeni sezon indirimi” bildirimiyle geliyor.
“Çok daha iyi olacak” dediğinizde umut satıyorsun, ama arkasını doldurmazsan taraftar tokadı basar. Beşiktaş, tarihini kendi tırnaklarıyla kazıyarak yazdı. Bu kadar aymazlıkla, o ruhun da içi boşalıyor. Kimse sabah kalkıp “acaba bugün kime yenileceğiz?” diye Beşiktaşlı olmadı.
Ders mi lazım: Plansız başarı olmaz. Hep yeni bir masal, hep yeni bir “daha iyi olacağız”. Önce doğru plan, şeffaf yönetim, altyapıdan çıkan çocuklara güven… O zaman gerçekten daha iyi olur. Yoksa yine aynı filme bilet alır, finalde sinema salonunu küfürle terk edersin.
Yönetimler değişiyor, teknik direktörler kaçar takla atıyor, ama ne hikmetse “daha iyi olacak” diye diye aynı yerden dönüyoruz. Ekim 2025’te, Adana Demir’e Vodafone Park’ta 3-0 kaybederken tribünden biri “Seneye çok daha iyi olacağız!” diye bağırdı, çıldırmamak elde değil. İnsan bazen umudundan utanır hale geliyor. “Kötü gidişin sonu bu sefer iyiye çıkar mı?” diye soranlar var, fena halde romantikler.
Beşiktaş’ı kötü yapan, sahadaki adamlardan çok, her sene baştan yaratılıyormuş gibi yapılan plansızlık. “Bir dahaki yaz çözeceğiz” masalları döndükçe, üç ay sonra yeni bir sportif direktör, beş adet menajer oyuncusu, sezon ortası hoca değişikliği. Aynı terane. Samet Aybaba’dan Rasim Kara’ya kadar, “sistem kuracağız” diyen herkesin altını yemişler. En son hangi sezon, gerçekten taş gibi takım kuruldu, kimse hatırlamıyor; 2015-2017 arası Şenol Güneş dönemi mi, yoksa o da nostaljinin cilası mı?
Bir de finansal kriz mevzusu var. Kulüp borç batağında, transferleri “sponsor desteğiyle” açıklıyorlar, ama iş başarıya gelince “Şanlı Beşiktaş taraftarı” deyip geçiştiriyorlar. Her sene kombineye zam, her sene forma fiyatı astronomik. Sonra tribünler neden boş, diyorlar. Geçen ay Kartal Yuvası’na uğradım: 2026 sezon forması 3899 TL. Eskiden alınan “birlik” duygusu, şimdi sadece “yeni sezon indirimi” bildirimiyle geliyor.
“Çok daha iyi olacak” dediğinizde umut satıyorsun, ama arkasını doldurmazsan taraftar tokadı basar. Beşiktaş, tarihini kendi tırnaklarıyla kazıyarak yazdı. Bu kadar aymazlıkla, o ruhun da içi boşalıyor. Kimse sabah kalkıp “acaba bugün kime yenileceğiz?” diye Beşiktaşlı olmadı.
Ders mi lazım: Plansız başarı olmaz. Hep yeni bir masal, hep yeni bir “daha iyi olacağız”. Önce doğru plan, şeffaf yönetim, altyapıdan çıkan çocuklara güven… O zaman gerçekten daha iyi olur. Yoksa yine aynı filme bilet alır, finalde sinema salonunu küfürle terk edersin.
00