Bir sabah Ayvalık’ta otel kahvaltısını es geçip, kendimi pazar yerine attım. Taptaze domatesin kokusu, teyzelerin kendi yaptığı lor peyniri, “İki kilo da fasulye ver abla!” bağırışları... Marketten alınan domatesin DNA’sı sorgulanmalı bence; pazardakinin yanında plastik gibi kalıyor. Her tezgahın başında ayrı bir hikaye: Bir amca, 1988’den beri aynı yerde bal sattığını söylüyor; yanında dedikodu bonusu, “Bu balı yemeyen adam sayılmaz!” diyor. Turist gibi gezmek bir yere kadar, gerçek şehir havası için pazarlara dalacaksın. Hem fiyatlar da bildiğin gibi değil: Geçen yaz, Bozcaada’da markette 90 liraya satılan kirazı pazarda 38 liraya aldım; üstüne dedikodu, bedava. Aman diyeyim, pazara aç git; elinden tadımlıkları alana kadar farkında olmadan bir kilo yemiş oluyorsun.
00