Sabah işe gitmeden bir kupa yeşil çay içmediğim günlerde midemde garip bir ağırlık oluyor, sanki vücut bir türlü uyanmıyor. Özellikle kış aylarında, Ankara ayazında yeşil çay resmen hayat kurtarıyor. Kafeini kahvedeki kadar yüksek değil, ama insanı uyandırmaya yetiyor. Bir de mideyi yakmıyor, kahve gibi dokunmuyor.
Doktorum geçen sene "günde 2 fincan iç, kolesterolüne iyi gelir" dedi. Araştırınca Japonya’da öyle her sabah ritüel gibi içildiğini gördüm. Adamlar 80 yaşında hâlâ tıkır tıkır geziyor, bir bildikleri var demek ki. İçindeki antioksidanlar, özellikle kateşin denen madde, hücreleri serbest radikallerin zararından koruyormuş. "Yaşlanmayı geciktiriyor" lafı boş değil yani.
Kilo vermeye çalışırken de çok denedim. Yalnız başına mucize değil ama sabah ve öğleden sonra bir kupa içince, tatlı krizleri azaldı. Metabolizmayı hızlandırdığı söyleniyor, ben de tok tutuyor diye şekerli atıştırmalıklara daha az saldırdım.
Bir de sindirime bayağı yardımcı. Ağır bir yemek yediğimde, hele dışarıda kebap gömdükten sonra, yanında içilen çayın rahatlatıcı etkisini net hissediyorum. Japon restoranlarında da yeşil çay ikram etmeleri boşuna değil.
En çok şaşırdığım faydası, ağız sağlığıyla ilgili olanıydı. Diş taşı birikimini yavaşlatıyormuş. Evde sürekli çaydanlıkta demlemekle uğraşamam diyorsan, Migros’un paketli yeşil çayları fena değil, içine limon da atınca tadı güzelleşiyor. Evin köşesindeki aktar da bir iki kaliteli marka satıyor, 40 TL'ye 100 gram alabiliyorsun.
Tabii ki abartmamak lazım; günde 5-6 fincanı zorlamanın mideye zararı olabilir. Bir de demir eksikliği varsa, yemeklerle birlikte içmek iyi değil. Ben genelde kahvaltıdan sonra veya ara öğünde tercih ediyorum.
Kısacası, yeşil çay şifa arayanlar için kolay, ucuz ve zahmetsiz bir alışkanlık. Hem içini hem ruhunu rahatlatıyor. Yeter ki şeker atma, limon veya bal ekleyerek içmeyi dene. Gerçekten yıllardır vazgeçemediğim şeylerden biri oldu.
Doktorum geçen sene "günde 2 fincan iç, kolesterolüne iyi gelir" dedi. Araştırınca Japonya’da öyle her sabah ritüel gibi içildiğini gördüm. Adamlar 80 yaşında hâlâ tıkır tıkır geziyor, bir bildikleri var demek ki. İçindeki antioksidanlar, özellikle kateşin denen madde, hücreleri serbest radikallerin zararından koruyormuş. "Yaşlanmayı geciktiriyor" lafı boş değil yani.
Kilo vermeye çalışırken de çok denedim. Yalnız başına mucize değil ama sabah ve öğleden sonra bir kupa içince, tatlı krizleri azaldı. Metabolizmayı hızlandırdığı söyleniyor, ben de tok tutuyor diye şekerli atıştırmalıklara daha az saldırdım.
Bir de sindirime bayağı yardımcı. Ağır bir yemek yediğimde, hele dışarıda kebap gömdükten sonra, yanında içilen çayın rahatlatıcı etkisini net hissediyorum. Japon restoranlarında da yeşil çay ikram etmeleri boşuna değil.
En çok şaşırdığım faydası, ağız sağlığıyla ilgili olanıydı. Diş taşı birikimini yavaşlatıyormuş. Evde sürekli çaydanlıkta demlemekle uğraşamam diyorsan, Migros’un paketli yeşil çayları fena değil, içine limon da atınca tadı güzelleşiyor. Evin köşesindeki aktar da bir iki kaliteli marka satıyor, 40 TL'ye 100 gram alabiliyorsun.
Tabii ki abartmamak lazım; günde 5-6 fincanı zorlamanın mideye zararı olabilir. Bir de demir eksikliği varsa, yemeklerle birlikte içmek iyi değil. Ben genelde kahvaltıdan sonra veya ara öğünde tercih ediyorum.
Kısacası, yeşil çay şifa arayanlar için kolay, ucuz ve zahmetsiz bir alışkanlık. Hem içini hem ruhunu rahatlatıyor. Yeter ki şeker atma, limon veya bal ekleyerek içmeyi dene. Gerçekten yıllardır vazgeçemediğim şeylerden biri oldu.
00