Sabah 06.30’da alarm çalıyor, yataktan kalkarken sanki tüm vücudu tuğlayla örmüşler gibi. İstanbul’da Şubat ayında başladım bazı şeyleri değiştirmeye, çünkü kahveyle ayakta kalma işini fazla abartmıştım. İlk iş: akşamları ekranı kapadım, en geç 23.30’da gözlerimi zorla kapatıyorum. İkinci adım: markette “proteinli atıştırmalık” diye geçen ton balığı ve ceviz. Kafadan karbonhidratı kesmedim ama ekmeği azaltınca sabahları daha az zombi hissediyorum. Yürüyüş meselesi var, ona hâlâ tam alışamadım. Kasımpaşa sahilinde sabah 7’de yürüyen teyzelere bakıp ben de başlıyorum yürümeye, 10 dakika sürüyor ama olsun. İronik olan şu; yıllarca enerji için kahveye yüklen, sonra tüm çözümü bir saat erken yatmakta bul.
00