Memleketin en sinsi sosyal rolü, çıkarı uğruna iki dudağının arasından şekil alan cümlelerle ortama ayar veren bu tiplerdir. Maslahatgüzar, lafı eğip bükmelerin, “Ama ortam gerilmesin…” diyerek asıl meseleyi masanın altına süpürmenin ustasıdır. Bir yerde biri haksızlığa uğradıysa, asla hakkın yanında durmaz, “Şimdi sırası mı?” der, işine gelirse vicdanı üç maymun oynar. Hele kamu kurumlarında, sendikalarda, aile toplantılarında bu tiplemeler bitmez. Yüzüne baktığında süt dökmüş kedi gibi duran ama arkadan tüm dengeyi buharlaştıran insan, Türk politik hayatının niye yıllardır yerinde saydığının da cevabıdır. Maslahatgüzar çoğaldıkça hakikatin sesi kısılır, işin özü budur. Nezaketle riyakârlık arasındaki o ince çizgide dans ederler, ama kimseye hayrı dokunmaz.
00