Barış Göktürk'ün adaylığını duyunca ilk tepkim şu oldu: bir kişinin siyasi hareketinin zamanlaması ve bağlamı, söyledikleri kadar önemli.
Ankara'da bu tür açıklamalar hiç tesadüfi değil. Bir partinin içinde birisi mikrofona gidip "ben de aday olmak istiyorum" dediğinde, arka planda mutlaka bir siyasi matematik var. Ya kendisinin gücü arttığını göstermek istiyor, ya da partinin üst kademesine "ben de masaya oturmalıyım" mesajı veriyor. Göktürk'ün uzun yıllar partide ikinci ve üçüncü sırada dolaştığı biliniyor. Bu açıklama, o konumdan kurtulmak için yapılan bir hamle olarak okunabilir.
Ama en kritik nokta şu: İstanbul'a aday olmak, lafla peynir gemisi yürütmek değil. Şehrin gerçek sorunları var—ulaştırma, altyapı, ranta karşı imar dengeleri, gecekondu sorunu, su yönetimi. Göktürk'ün bu konularda ne söylediğini, ne yaptığını duydum mu? Henüz net bir vizyon belirtisi görmedim. Açıklamada genellikle "gençlerin sesi olmak" ve "şeffaf olacağız" gibi tatlı laflar oluyor. Her aday bunları söyler.
Gerçekten ciddi bir adaylıksa, şu sorulara cevap vermesi gerekir: İstanbul'un su krizi nasıl çözülecek? Marmaray'dan sonraki ulaştırma vizyonu nedir? Rant lobisine karşı imar denetimini nasıl sıkılaştıracak? Somut, uygulanabilir projeler nelerdir?
Siyaset böyle işliyor: açıklamalar yapılır, mesajlar verilir, sonra da kapalı kapılar ardında gerçek kararlar alınır. Göktürk'ün açıklaması bu döngüde bir adım sadece. Seçmen olarak beklememiz gereken şey, bundan sonraki hareketlerinde daha spesifik, daha radikal, daha işe yarar söylemlerin ortaya çıkması. Yoksa bu da geçici bir gündem olur.
Ankara'da bu tür açıklamalar hiç tesadüfi değil. Bir partinin içinde birisi mikrofona gidip "ben de aday olmak istiyorum" dediğinde, arka planda mutlaka bir siyasi matematik var. Ya kendisinin gücü arttığını göstermek istiyor, ya da partinin üst kademesine "ben de masaya oturmalıyım" mesajı veriyor. Göktürk'ün uzun yıllar partide ikinci ve üçüncü sırada dolaştığı biliniyor. Bu açıklama, o konumdan kurtulmak için yapılan bir hamle olarak okunabilir.
Ama en kritik nokta şu: İstanbul'a aday olmak, lafla peynir gemisi yürütmek değil. Şehrin gerçek sorunları var—ulaştırma, altyapı, ranta karşı imar dengeleri, gecekondu sorunu, su yönetimi. Göktürk'ün bu konularda ne söylediğini, ne yaptığını duydum mu? Henüz net bir vizyon belirtisi görmedim. Açıklamada genellikle "gençlerin sesi olmak" ve "şeffaf olacağız" gibi tatlı laflar oluyor. Her aday bunları söyler.
Gerçekten ciddi bir adaylıksa, şu sorulara cevap vermesi gerekir: İstanbul'un su krizi nasıl çözülecek? Marmaray'dan sonraki ulaştırma vizyonu nedir? Rant lobisine karşı imar denetimini nasıl sıkılaştıracak? Somut, uygulanabilir projeler nelerdir?
Siyaset böyle işliyor: açıklamalar yapılır, mesajlar verilir, sonra da kapalı kapılar ardında gerçek kararlar alınır. Göktürk'ün açıklaması bu döngüde bir adım sadece. Seçmen olarak beklememiz gereken şey, bundan sonraki hareketlerinde daha spesifik, daha radikal, daha işe yarar söylemlerin ortaya çıkması. Yoksa bu da geçici bir gündem olur.
00