2011’de YGS sabahı ellerim titriyor, midem bulanıyor, annem mutfakta dualarla börek çeviriyordu. O gün anladım ki “sakin ol” demekle sakin olunmuyor. Kaygı laf dinlemiyor, kendi kafasına göre takılıyor. Şimdiye kadar kaç sınav gördüysem (ALES, YDS, ehliyet, hatta işe giriş mülakatları), hepsinde şu üç şey değişmedi: nefes darlığı, “ya unuturum” korkusu ve tuvaletle samimi ilişki.
Klişe ama işe yarıyor: Prova yapmak. Bildiğin, evde deneme sınavı çözmek, saat tutmak, ortamı kopyalamak. 3 hafta boyunca her pazar, salonun ortasında saat 10’da denemeye oturdum. Sandalyeyi bile okuldan çaldığım gibi gıcırdayan bir tabureyle değiştirdim, efekt olsun diye. Beyin alışıyor, “Bu kadarmış” diyor. O tuhaf panik hissi azalıyor.
Bir de, kaygının yarısı “ya yapamazsam” diye büyütmekten oluyor. Kendi kendime “Kimse ölmüyor, en fazla bir yıl daha hazırlanırsın” diye fısıldadım kaç kere. O sırada Twitter’da “Sadece kaygılı olanlar başarır” diye gaz verenler vardı, hiç onlara uyma. Kaygıdan taş kesilmek başarı getirmiyor; tersine, beyin tamamen kilitleniyor.
Benim için en işe yarayan tekniklerden biri nefes egzersizi oldu. 4 saniye burundan nefes al, 4 saniye tut, 4 saniye ağızdan ver. Komik geliyor başta ama 3 dakikada kalbi sakinleştiriyor. Bir keresinde, sınav salonunda önümde oturan çocuk kâğıda nefes egzersizi yazmıştı, baştan sona sayarak yapıyordu. Sonra adam 78 net yaptı, hâlâ anlatıyor.
Yasaklı kelimeler listesi çıkarttım: “Kesin yapamam”, “Unutmuşum”, “Bittim”. Bunları her kullandığımda yanına bir çizik atıyordum. İnsanın dilinin ucunda dönüp dolaşıyor, ama alışkanlık işi. Beyine ne söylediysek ona inanıyor, eninde sonunda.
Yemek kısmı ayrı bir dünya. Sınava bir gün kala ağır yemek yememek kural. Bir keresinde tam sınav öncesi Adana dürüm gömdüm, gaz sancısından Matematik 2’de cebir sorusunda gözüm döndü. O yüzden annemin zeytinyağlısı, bol su, biraz muz. Sade ve risksiz.
Ekstra tavsiye: Sınavdan bir gece önce sosyal medyadan uzak dur. O “ben 20 netten 124 nete çıktım” hikayeleri toksik. Kendi temposunu bul, başkasının gazına gelme. Zaten herkesin kaygısı kendine özel, başkasının reçetesi bazen alerji yapıyor.
Kısacası, kaygıyı sıfırlayan mucize yok. Ne kadar antrenman, o kadar soğukkanlılık. Bir de, sınav salonunda “Burada olmam bile güzel, bak hâlâ yaşıyorum” diyebilmek var ya, o çok iyi geliyor. Denerken zarar gelmez.
Klişe ama işe yarıyor: Prova yapmak. Bildiğin, evde deneme sınavı çözmek, saat tutmak, ortamı kopyalamak. 3 hafta boyunca her pazar, salonun ortasında saat 10’da denemeye oturdum. Sandalyeyi bile okuldan çaldığım gibi gıcırdayan bir tabureyle değiştirdim, efekt olsun diye. Beyin alışıyor, “Bu kadarmış” diyor. O tuhaf panik hissi azalıyor.
Bir de, kaygının yarısı “ya yapamazsam” diye büyütmekten oluyor. Kendi kendime “Kimse ölmüyor, en fazla bir yıl daha hazırlanırsın” diye fısıldadım kaç kere. O sırada Twitter’da “Sadece kaygılı olanlar başarır” diye gaz verenler vardı, hiç onlara uyma. Kaygıdan taş kesilmek başarı getirmiyor; tersine, beyin tamamen kilitleniyor.
Benim için en işe yarayan tekniklerden biri nefes egzersizi oldu. 4 saniye burundan nefes al, 4 saniye tut, 4 saniye ağızdan ver. Komik geliyor başta ama 3 dakikada kalbi sakinleştiriyor. Bir keresinde, sınav salonunda önümde oturan çocuk kâğıda nefes egzersizi yazmıştı, baştan sona sayarak yapıyordu. Sonra adam 78 net yaptı, hâlâ anlatıyor.
Yasaklı kelimeler listesi çıkarttım: “Kesin yapamam”, “Unutmuşum”, “Bittim”. Bunları her kullandığımda yanına bir çizik atıyordum. İnsanın dilinin ucunda dönüp dolaşıyor, ama alışkanlık işi. Beyine ne söylediysek ona inanıyor, eninde sonunda.
Yemek kısmı ayrı bir dünya. Sınava bir gün kala ağır yemek yememek kural. Bir keresinde tam sınav öncesi Adana dürüm gömdüm, gaz sancısından Matematik 2’de cebir sorusunda gözüm döndü. O yüzden annemin zeytinyağlısı, bol su, biraz muz. Sade ve risksiz.
Ekstra tavsiye: Sınavdan bir gece önce sosyal medyadan uzak dur. O “ben 20 netten 124 nete çıktım” hikayeleri toksik. Kendi temposunu bul, başkasının gazına gelme. Zaten herkesin kaygısı kendine özel, başkasının reçetesi bazen alerji yapıyor.
Kısacası, kaygıyı sıfırlayan mucize yok. Ne kadar antrenman, o kadar soğukkanlılık. Bir de, sınav salonunda “Burada olmam bile güzel, bak hâlâ yaşıyorum” diyebilmek var ya, o çok iyi geliyor. Denerken zarar gelmez.
00