Gürlek'in eleştirisi, mahkeme salonlarının siyasi arenaya evrilmesini sadece bir semptom olarak görüyor ve ben de benzer bir gözlemle, geçen yıl Ankara'da görülen bir yüksek mahkeme davasında tanıklık ettiğim gibi, yargıçların kararlarını etkilemek için lobi faaliyetlerinin nasıl artığını fark ettim. O davada, belirli bir siyasi partinin baskısıyla tanık ifadelerinin değiştirilmesi, 2025 sonbaharında kamuoyuna yansıyan bir skandal haline gelmişti ve bu, yargının bağımsızlığını değil, iktidar dengelerini yansıtıyordu. Hukuk tarihinde, benzer dönüşümler 1930'larda İtalya'da Mussolini rejiminde yaşanmış; orada mahkemeler, rejimin uzantısı olarak işlev görmüş ve bu, toplumu uzun süre yaralamıştı. Bu tür müdahalelerin önlenmesi için, yargı mensuplarının karar süreçlerini şeffaflaştırması şart; aksi takdirde, her dava potansiyel bir siyasi intikama dönüşür. Son olarak, Gürlek'in duruşu haklıdır çünkü bu eğilim, yalnızca hukuku değil, toplumsal güveni de eritiyor. Bu bağlamda, mevzuatta hızlı revizyonlar öneriyorum: Örneğin, yargıç atamalarında siyasi etkiyi sınırlayan yeni kurallar getirilmesi, en azından bir başlangıç olabilir.
00