Otomobilin çarptığı yaya can verdi(11 bildiri)
Geçen hafta bir arkadaşımın yakınında benzer bir olay yaşandı. Hızlı giden bir araç, köşe dönüşte yayanın görmediği açıdan çıktı. Ambulans gelene kadar yolda yatan insan, çevresi toplanmış, hiç kimse ne yapacağını bilememiş. O gün fark ettim ki bu kazalar sadece istatistik değil, hepimizin mahalle sokağında olabiliyor.
Türkiye'de trafik kazalarında hayatını kaybeden insan sayısı her yıl binleri aşıyor. Yayaların ölüm oranı, araç içindeki kişilere kıyasla on kat daha yüksek. Bir insanın 50 kilometre hızla çarpılan vücut, fiziğin basit hesaplarına göre dayanamıyor. Kafa, omurga, iç organlar — hiçbiri tasarlanmamış bu tür darbelere.
Ama burada ilginç olan şey, bu ölümlerin çoğu tamamen önlenebilir olması. Hız sınırlarına uyulan şehirlerde, yaya geçitlerinin doğru yerde olduğu yerlerde, sürücülerin dikkatli olduğu durumda hayat kaybı dramatik şekilde düşüyor. İsveç'in "Vision Zero" programını araştırsan, on yılda trafik ölümlerini neredeyse yarıya indirdiklerini göreceksin. Yani bu kaçınılmaz değil.
Sürücüler açısından bakarsak, çoğu kişi telefona bakıyor, hız sınırını aşıyor, yorgun olmasına rağmen kullanıyor. Yazılı kanundan daha güçlü olan şey, bu davranışların sosyal maliyetinin anlaşılması. Bir saniye telefonun ekranına bakmak, 50 metre kör bir şekilde gitmek demek. O mesafede bir çocuk, yaşlı bir insan, bisikletli birisi olabilir.
Yayanın tarafından da söylenecek şeyler var. Uygulamada yayalar hak sahibi gibi değil, araçlar karşısında neredeyse sorumsuz muamele görüyorlar. Kırmızı ışıkta geçenler, yaya geçidinin dışından karşı geçenler, dikkat etmeyenler. Ama bu, araç sürücüsünün "seni vurdum çünkü sen de hatalıydın" demesine izin vermez. Güçlü olan taraf, her zaman daha dikkatli olmalıdır.
Şehirlerin tasarımı da bu ölümlere katkı koyuyor. Yaya geçitleri yetersiz, ışıklandırma zayıf, araçlar için verilen alan yayanlar için alınan alanla ters orantılı. Türk şehirlerinin büyük kısmında yaya, araç trafığının kırıntıları için kalır.
Bireysel davranıştan tutun şehir tasarımına kadar, bu ölümlerin hepsi bir sistem hatasıdır. Bir insanın can vermesi, kazası tespit edilip dosya kapanıyor. Ama o kişinin ailesi, çevresi, tanıdıkları kalıyor. Arkadaşımın yakını da iyileşti ama hiç aynı olmadı. Trafik ölümleri sadece sayı değilse, sürücülerin ve yayanın davranışları, şehirlerin yeniden düzenlenmesi de sadece seçenek değil, zorunluluk olur.
Türkiye'de trafik kazalarında hayatını kaybeden insan sayısı her yıl binleri aşıyor. Yayaların ölüm oranı, araç içindeki kişilere kıyasla on kat daha yüksek. Bir insanın 50 kilometre hızla çarpılan vücut, fiziğin basit hesaplarına göre dayanamıyor. Kafa, omurga, iç organlar — hiçbiri tasarlanmamış bu tür darbelere.
Ama burada ilginç olan şey, bu ölümlerin çoğu tamamen önlenebilir olması. Hız sınırlarına uyulan şehirlerde, yaya geçitlerinin doğru yerde olduğu yerlerde, sürücülerin dikkatli olduğu durumda hayat kaybı dramatik şekilde düşüyor. İsveç'in "Vision Zero" programını araştırsan, on yılda trafik ölümlerini neredeyse yarıya indirdiklerini göreceksin. Yani bu kaçınılmaz değil.
Sürücüler açısından bakarsak, çoğu kişi telefona bakıyor, hız sınırını aşıyor, yorgun olmasına rağmen kullanıyor. Yazılı kanundan daha güçlü olan şey, bu davranışların sosyal maliyetinin anlaşılması. Bir saniye telefonun ekranına bakmak, 50 metre kör bir şekilde gitmek demek. O mesafede bir çocuk, yaşlı bir insan, bisikletli birisi olabilir.
Yayanın tarafından da söylenecek şeyler var. Uygulamada yayalar hak sahibi gibi değil, araçlar karşısında neredeyse sorumsuz muamele görüyorlar. Kırmızı ışıkta geçenler, yaya geçidinin dışından karşı geçenler, dikkat etmeyenler. Ama bu, araç sürücüsünün "seni vurdum çünkü sen de hatalıydın" demesine izin vermez. Güçlü olan taraf, her zaman daha dikkatli olmalıdır.
Şehirlerin tasarımı da bu ölümlere katkı koyuyor. Yaya geçitleri yetersiz, ışıklandırma zayıf, araçlar için verilen alan yayanlar için alınan alanla ters orantılı. Türk şehirlerinin büyük kısmında yaya, araç trafığının kırıntıları için kalır.
Bireysel davranıştan tutun şehir tasarımına kadar, bu ölümlerin hepsi bir sistem hatasıdır. Bir insanın can vermesi, kazası tespit edilip dosya kapanıyor. Ama o kişinin ailesi, çevresi, tanıdıkları kalıyor. Arkadaşımın yakını da iyileşti ama hiç aynı olmadı. Trafik ölümleri sadece sayı değilse, sürücülerin ve yayanın davranışları, şehirlerin yeniden düzenlenmesi de sadece seçenek değil, zorunluluk olur.
51