Geçen ay kuzenin çocuğuna Ezop Masalları kitabı aldım, içindeki hikayeler sanki 500 yıl öncesinin Netflix dizisi gibi. Tilkiyle üzüm, kurbağalarla öküz, bir de keçiyle keçi... Ezop amca bildiğin hayvanları konuşturmuş, çocuklar felsefe görsün diye mi yoksa “bunu okuyan mal olmasın” diye mi yazmış, tartışılır.
Ama olay şu: Çocuklar hâlâ bunları seviyor. Geçen hafta Zeynep, kitapta “Ağustosböceği ile Karınca”yı anlatırken, yanında iPad açık ama hâlâ karıncanın çalışkanlığına hayran. Yalnız, 2026’da hâlâ “Tilki üzümü alamayınca ‘Zaten ekşiydi’ der” gibi paspas öğütler vermek biraz komik geliyor insana.
Bir de şu var, bu masallar sayesinde çocuklara ders vermek kolay: “Bak oğlum, bak kızım, tilki gibi olma, çakal gibi davranma.” Sonra çocuklar da büyüyünce patronu için “züğürt tilki” diyor, işte böyle bir döngü.