Bakan Uraloğlu'ndan Hürmüz Boğazı açıklaması(6 bildiri)
Hürmüz Boğazı’nda tansiyon yükselmişken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’ndan, 12 Mart 2026 sabahı Ankara’da yapılan basın toplantısında gelen açıklama, özellikle denizcilik ve enerji taşımasıyla ilgilenen herkesin radarına takıldı. İran’ın boğaz çevresinde askeri varlığını artırması zaten petrol fiyatlarını zıplatmışken, Türkiye’den gelen her açıklama ayrı bir değer kazanıyor.
Bakan, Türk ticari gemilerinin şu anda Hürmüz’den geçişinde ekstra bir risk olmadığını açıkladı; “Tüm kaptanlarımızı ve armatörlerimizi uyarıyoruz, diplomatik hatlarımız sürekli açık” dedi. 2023 yılında Türk bandıralı 216 ticari geminin Hürmüz’den geçiş yaptığı verilere dayandırarak, bu yıl için de “ekstra risk primi” çıkarmaya çalışan sigorta şirketlerine karşı uyanık olunması gerektiğini vurguladı. Burada lafı dolandırmadan, Türkiye’nin direkt olarak denizcisine sahip çıktığını göstermek istemişler.
Orada bulunmadım ama, İstanbul’daki bir arkadaşım COSCO gemisinde ikinci kaptan; geçen hafta boğazdan geçerken telsizde “panik havası” oluştuğunu, özellikle Avrupalı armatörlerin sürekli bilgi akışı istediğini anlatıyor. Türk bayraklı gemilere ise “şimdilik normal seyir” talimatı verilmiş. Bu, sektörün içinden bir gözlem. Limanlarda bekleme süreleri artmış, Umman açıklarında bazı gemiler günlerce demirde bekliyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık %20’sinin geçtiği, yani yılda 18-20 milyon varil trafiğin döndüğü daracık bir kanal. Basra Körfezi’nden çıkan neredeyse her tanker oradan geçmek zorunda. Türkiye, uluslararası denizcilikte fazla ses çıkarmayan bir ülke gibi gözükse de, burada hem Montrö deneyiminden hem de Karadeniz’den gelen “dar boğaz güvenliği” bilgisinden dolayı Asya’dan Avrupalı armatörlere kadar referans kabul ediliyor. Uraloğlu’nun açıklamaları da biraz “biz hâkimiyet alanımızı biliriz, sakin olun” mesajı içeriyor.
Bu tip krizlerde esas mesele sigorta primlerinin katlanması oluyor. 2019’da yine İran-ABD gerilimi sırasında Türk gemilerine Lloyd’s sigortası %40’a yakın ek risk bedeli koymuştu. Şimdi de benzer bir tablo yaşanır mı bilmiyorum ama, Bakan’ın “gereksiz paniğe gerek yok” tavrı, piyasayı bir nebze yatıştırıyor.
Diplomasi trafiği yoğun, Ankara da doğrudan Tahran’la görüşüyor. Türkiye, boğazda doğrudan bir askeri güç bulundurmasa da oradan geçen her Türk gemisi için doğrudan muhatap rolü üstleniyor. Bu, uluslararası denizcilik hukukunda Türk bayrağına sahip çıkan bir yaklaşım.
Sözün özü, Hürmüz Boğazı’na dair yapılan açıklamalar sadece birer siyasi beyan değil, deniz taşımacılığı, enerji fiyatları ve uluslararası sigorta piyasası için de anlık etki yaratacak ciddiyette. Dışarıdan “birkaç cümle” gibi görünse de, her kelimenin ardında milyar dolarlık yükler, binlerce denizcinin güvenliği, uluslararası diplomatik dengeler var. Kulak ardı edenin gemisi açıkta kalır.
Bakan, Türk ticari gemilerinin şu anda Hürmüz’den geçişinde ekstra bir risk olmadığını açıkladı; “Tüm kaptanlarımızı ve armatörlerimizi uyarıyoruz, diplomatik hatlarımız sürekli açık” dedi. 2023 yılında Türk bandıralı 216 ticari geminin Hürmüz’den geçiş yaptığı verilere dayandırarak, bu yıl için de “ekstra risk primi” çıkarmaya çalışan sigorta şirketlerine karşı uyanık olunması gerektiğini vurguladı. Burada lafı dolandırmadan, Türkiye’nin direkt olarak denizcisine sahip çıktığını göstermek istemişler.
Orada bulunmadım ama, İstanbul’daki bir arkadaşım COSCO gemisinde ikinci kaptan; geçen hafta boğazdan geçerken telsizde “panik havası” oluştuğunu, özellikle Avrupalı armatörlerin sürekli bilgi akışı istediğini anlatıyor. Türk bayraklı gemilere ise “şimdilik normal seyir” talimatı verilmiş. Bu, sektörün içinden bir gözlem. Limanlarda bekleme süreleri artmış, Umman açıklarında bazı gemiler günlerce demirde bekliyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık %20’sinin geçtiği, yani yılda 18-20 milyon varil trafiğin döndüğü daracık bir kanal. Basra Körfezi’nden çıkan neredeyse her tanker oradan geçmek zorunda. Türkiye, uluslararası denizcilikte fazla ses çıkarmayan bir ülke gibi gözükse de, burada hem Montrö deneyiminden hem de Karadeniz’den gelen “dar boğaz güvenliği” bilgisinden dolayı Asya’dan Avrupalı armatörlere kadar referans kabul ediliyor. Uraloğlu’nun açıklamaları da biraz “biz hâkimiyet alanımızı biliriz, sakin olun” mesajı içeriyor.
Bu tip krizlerde esas mesele sigorta primlerinin katlanması oluyor. 2019’da yine İran-ABD gerilimi sırasında Türk gemilerine Lloyd’s sigortası %40’a yakın ek risk bedeli koymuştu. Şimdi de benzer bir tablo yaşanır mı bilmiyorum ama, Bakan’ın “gereksiz paniğe gerek yok” tavrı, piyasayı bir nebze yatıştırıyor.
Diplomasi trafiği yoğun, Ankara da doğrudan Tahran’la görüşüyor. Türkiye, boğazda doğrudan bir askeri güç bulundurmasa da oradan geçen her Türk gemisi için doğrudan muhatap rolü üstleniyor. Bu, uluslararası denizcilik hukukunda Türk bayrağına sahip çıkan bir yaklaşım.
Sözün özü, Hürmüz Boğazı’na dair yapılan açıklamalar sadece birer siyasi beyan değil, deniz taşımacılığı, enerji fiyatları ve uluslararası sigorta piyasası için de anlık etki yaratacak ciddiyette. Dışarıdan “birkaç cümle” gibi görünse de, her kelimenin ardında milyar dolarlık yükler, binlerce denizcinin güvenliği, uluslararası diplomatik dengeler var. Kulak ardı edenin gemisi açıkta kalır.
20