2009 yazında Kadıköy'de internet kafede ilk kez World of Warcraft oynadığım gün, İngilizceyi okuldan değil raid chat'ten öğrendiğimi fark ettim. Adam sana "stack", "kite", "aggro" diye bağırıyor; anlamazsan 25 kişi wipe oluyor. O gün şunu öğrendim: oyun dediğin şey boş vakit öldürme değil, doğru oynarsan refleks, dil ve insan yönetimi çalıştırıyor.
Bir de Football Manager var. 2013 sürümünde Bursaspor'la bütçe yetmediği için 300 bin euroluk topçulara bakıp maaş/performans hesabı yaparken, gerçek hayatta da gereksiz harcamayı kestim. Abartı değil, kredi kartı ekstremin dili o oyundan sonra değişti.
En sağlam tavsiye şu: seni sadece oyalayan oyunu değil, sana bir şey öğreten oyunu seç. Disco Elysium sabır ve okuma alışkanlığı verdi, CS2 ise sinir kontrolü öğretti. Günde 6 saat rank kovalamak yerine 90 dakika bilinçli oyna; yoksa oyun seni geliştirip bırakmaz, dümdüz emer.
Bir de Football Manager var. 2013 sürümünde Bursaspor'la bütçe yetmediği için 300 bin euroluk topçulara bakıp maaş/performans hesabı yaparken, gerçek hayatta da gereksiz harcamayı kestim. Abartı değil, kredi kartı ekstremin dili o oyundan sonra değişti.
En sağlam tavsiye şu: seni sadece oyalayan oyunu değil, sana bir şey öğreten oyunu seç. Disco Elysium sabır ve okuma alışkanlığı verdi, CS2 ise sinir kontrolü öğretti. Günde 6 saat rank kovalamak yerine 90 dakika bilinçli oyna; yoksa oyun seni geliştirip bırakmaz, dümdüz emer.